Amerika Duvara Tosladı: Bir Dönemin Sonu ve Amerikan Gücünün Sınırları
Prof. Dr. Sedat Laçiner
Amerika, duvara tosladı… Gücünün son sınırına geldi dayandı…
Amerika, İran’a saldırmaktan korkuyor... Operasyonlar "askıya alındı", saldırılar durdu. Çünkü mühimmat stokları dibi gördü.
İran’a biraz daha saldırsa, Ortadoğu'daki üsleri savunmasız kalacak…
Çin’le veya başka bir ülkeyle daha savaş çıksa Amerika’nın savaşacak cephanesi kalmadı.
Ürdün’deki, Bahreyn ve Kuveyt’teki Amerikan üslerinde hasar büyük…
Son raporlar gösteriyor ki Amerika, askeri kayıplarını saklıyor. Yaralı sayılarını bile gizliyor...
İran Savaşı’nda yaralanan asker sayısı 600’ün üzerinde.
Amerikalı gazi dernekleri, muhalefet ve basın Pentagon’u rakamları saklamakla ve çarpıtmakla suçluyor…
Kral çıplak…
Ve, Amerika, Arapları da kaybetmekten korkuyor.
Savaş kontrolden çıkmak üzere… Amerika ne isterse tersi oluyor.
Her şey birbirine girdi.
İran Savaşı ile Ukrayna Savaşı bile birleşebilir… Eğer böyle olursa ikii savaş birleşmiş gibi olmaz. Bu iki savaşın b,irleşmesi, 3, belki daha fazla savaş enerjisi üretir... Dünya Savaşı riski var…
İran rest diyor, Amerika’yı üzerine çekiyor…
Başkan Donald Trump ilk defa bu kadar korkuyor, ama bu işten nasıl çıkacağını da bilmiyor…
13 gece üst üste saldıran Amerika, son 3 günü pas geçti… Amerika saldırmayınca İran da durdu… Garip bir sessizlik oldu…
Neler oluyor?
Neler olduğunu anlamak için Perşembe ve Cuma akşamları Washington’da olanlara bakmak gerekiyor…
Perşembe akşamı Axios’a konuşan Donald Trump esip gürlüyordu; “İran’a büyük bir saldırı düşünüyoprum” diyordu, “hiç olmadığı kadar büyük. Karar vermeye çok yakınım. Herşey hazır.”
O gece Amerikan Ordusu, İran’a kesintisiz olarak, yani ardışık 13. gecedir saldırıyordu…
Amerikan bombardıman uçakları, savaş jetleri ve füzeleri 13 gecedir İran’daki askeri ve sivil hedefleri vuruyordu ve Trump’ın talimatıyla Amerika, çok daha büyük bir saldırı dalgasına hazırlanıyordu.
Perşembe akşamına kadar Pentagon, bölgeye daha fazla asker, silah ve mühimmat yığmıştı…
Birkaç tonluk bomba atabilen bombardıman uçakları da İngiltere'deki hava üssünde hazır bekliyordu…
Trump, çok aşamalı bir bombalama harekatının ilk aşamasını onaylamaya hazırdı: Kıyı radarları, gemisavar füze fırlatıcıları ve İran’a ait küçük bot filosu vurulacaktı…
İsrail’in ağzı kulaklarına varıyordu; ABD Ordusu, Cuma günü İran’a dev bir darbe vuracaktı ve saldırılar günlerce daha sürecekti; belki kısmi bir kara işgali bile gündemdeydi.
Fakat Cuma günü Washington’daki hava, 180 derece değişti…
CIA’den gelen haberler, Pentagon’dan gelen saha tespitleri durumun kontrolden çıktığını söylüyordu…
Tüm raporlar, tüm danışmanlar aynı şeyi söyledi: Her şey birbirine girdi, savaş Kızıldeniz’e yayıldı ve genişlemeye devam ediyor, Amerika’nın hava saldırıları, hedeflenenden ziyade, tam tersi sonuçlar veriyor… Savaş kontrolümüzden çıkıyor, sürükleniyoruz...
Amerika, kendi oyununda altta kalmak üzereydi.
Cuma akşamı Trump başkanlığında kritik bir toplantı yapıldı.
Toplantıya Kabinenin kıdemli üyeleri ve en üst düzey danışmanlar katıldı. Başkan Yardımcısı Vance, Dışişleri Bakanı Rubio, Savaş Bakanı Hegseth ve diğerleri…
Trump’ın damadı Jared Kushner ve Genelkurmay Başkanı Dan Caine de katılanlar arasındaydı…
Genelkurmay BaşkanıCaine konuşurken tedirgindi, “sayın başkanım” dedi, “ne emrederseniz onu yaparız. Büyük bir saldırı için tüm hazırlıklarımızı tamamladık. Ama şunu arz etmek isterim; biz saldırıları artırırız ama, bölgede savaşan CENTCOM’un elindeki mühimmat hızla tükenir. Zaten genel mühimmat seviyemiz tehlikeli şekilde düşmüş durumda.”
Genelkurmay Başkanı, kararı Başkan’a bıraktı, fakat öyle bir sunum yaptı ki, adeta Trump’a “böyle bir saldırıyı önermem” diyor gibiydi…
Toplantıya bağlanan ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper da Hürmüz Boğazı’na yapılan operasyonların bir süreliğine durdurulmasını tavsiye etti.
Pentagon’un masaya koyduğu raporlar; Kuveyt, Bahreyn ve Ürdün’deki Amerikan üslerinin hava savunma sistemleri mühimmatının tükenmek üzere olduğunu söylüyordu.
Askerler dedi ki “biz İran’a saldırırsak İran da bu üslerimize misilleme saldırıları yapacak. Bu durumda hava savunma sistemleri daha çok çalışacak ve mühimmat stokları tükenme noktasına gelecek.”
Yani Pentagon diyor ki, “biraz daha saldırırsak bölgedeki üslerimiz savunmasız kalacak”.
Masadaki üst düzey yetkililerden biri ise hava saldırılarının İran’a yaradığını, istediklerinin tam tersi etki yaptığını söyledi…
Trump bu tarz açıklamaları NYT gibi liberal basından sıkça duyuyor ama bakanlarından ve danışmanlarından bu kadar net duymuyordu.
Trump Yönetiminin şu anki hedefi Hürmüz Boğazını açık tutmak ve petrol fiyatlarını aşağı indirmek.
Fakat Amerika İran’ı vurdukça, iki konuda da ilerleme sağlanamıyor… İşler iyice kötüleşiyor…
Hürmüz kapandıkça kapanıyor... Hürmüz yetmiyormuş gibi geçen Çarşamba’dan itibaren Kızıldeniz’in girişi olan Babel Mandeb Boğazında da tıkanmalar başladı.
Amerikan hava saldırıları güya İran’la savaşı bitirecekti ama en son Yemen ile SA arasında da çatışmalar başladı.
Yemenli Husiler, 3 Suudi tankerine saldırdı.
Cumartesi günü ise Husiler, Suudi rafinerisine ve diğer tesislerine saldırdı.
Suudi Arabistan da Yemen’e saldırarak karşılık verdi…
Savaş Kızıldeniz’e sıçradı. Yetmedi, Ukrayna, Hazar Denizi’nde İran’a silah taşıyan bir gemiyi vurdu…
Başka bir deyişle, savaşın çapı 3.000 km’yi aştı.
Savaş genişledikçe genişliyor, derinleştikçe derinleşiyor.
Üstelik petrol fiyatları 100 doları aştı…
İşte, Cuma akşamı Trump’ın başkanlığındaki toplantıda bunlar konuşuldu…
Masadakilerden hiçbiri savaşı tırmandırmayı önermedi.
O akşam en çok üzerinde konuşulan konu Amerikan Ordusunun mühimmat stoklarındaki tehlikeli azalma oldu.
Pentagon, cayır cayır füze fırlatıyor ama, Amerikan savunma sanayi Ordunun hızına yetişemiyor, aynı hızda silah üretemiyor…
ABD, Nisan sonuna kadar iki ayda İran Savaşı’nda 1200’den fazla Patriot karşı füzesi fırlattı. Bu füzelerin 1 tanesi 4 milyon dolar.
Patriot, Tomahawk ve THAAD füzeleleri başta olmak üzere ABD Ordusu tüm füze ve diğer mühimmatta depolarının boşaldığını söylüyor.
Trump’a dendi ki; eğer bu hızla mühimmat yakmaya devam edersek, hem Ortadoğu'daki savaşı devam ettirmek için, hem de diğer bölgeleri korumak için yeterli silah ve mühimmatımız kalmayabilir.
Örneğin Pasifik’te, Çin’le sürpriz bir anlaşmazlık çıksa ABD ordusu kendisini savunamaz.
Toplantıya katılanların ikinci kaygısı savaşın Amerika’nın isteği dışında genişlediği ve çığırından çıkmak üzere olduğuydu…
Dile getirilen üçüncü endişe ise Amerika’nın Körfez ülkelerini koruyamaması ihtimaliydi…
Bakın bu çok önemli bir tespit. Ve anlaşılan o ki; mesela, İran Kuveyt’e saldırsa, Amerika Kuveyt’i koruyamayacağını, böyle bir işgali engelleyemeyeceğini düşünüyor…
İran’ın Kuveyt’i veya Bahreyn’i, Amerika’ya rağmen işgal etmesi ise diğer bölge ülkelerini de Amerika’dan uzaklaştırabilir…
Körfez jeopolitiğini köklerinden ve geri dönülemez şekilde değiştirebilir…
Bu arada hatırlatalım, Tahran’da bazıları en azından Kuveyt’i işgal etmeyi ciddi ciddi düşünüyorlar ve bunun için Iraklı İran yanlısı milisleri kullanmayı düşünüyorlar…
Araplar, zaten bir süredir Amerika’ya ne kadar güvenebilecelklerini sorguluyorlar.
İşte Trump’ın yardımcıları bu riski hatırlattı ve Körfez Araplarını ilelebet kaybedebileceklerini söyledi.
Arapları kaybetmek ise petrolü ve petro-dolarları kaybetmek demek…
Cuma akşamı yapılan toplantıda en çok gündeme gelen başlıklardan biri de İran’ın Körfez ülkelerine yapabilecekleriydi.
Amerika, İran’ı havadan vurdukça İran’ın da Körfez ülkelerindeki petrol tesislerini ve su tesislerini vuracağı hatırlatıldı ve bunun hem bölge hem de küresel düzeyde anormal etkileri olacağı söylendi.
Öyle ya, petrol tesisleri vurulduktan sonra Hürmüz Boğazı açık olsa ne olur, kapalı olsa ne olur…
Toplantıya katılanlardan Hazine Bakanı ve ekonomi danışmanları ise ekonomik risklere dikkat çektiler; küresel bir krizin patlamak üzere olduğunu, savaşın Amerikan ekonomisini olumsuz etkilediğini, enerji krizinin tüm makro ekonomik değerleri bozduğunu söylediler…
Trump, daha önceki bir konuşmasında 1929 Ekonomik Buhranına neden olan Başkan Herbert Hoover gibi anılmak istemediğini söylemiş ve eklemişti: "olmak istemediğim kişi hep oydu,"
Bir de Kasım ara seçimleri baskısı var... Kasımda Kongre'nin büyük kısmı yenileniyor ve Savaş seçimleri olumsuz etkileyecek...
İran Savaşı, yakın tarihte halk desteğini en az alan savaşlardan biri ve Savaş doğrudan halkın bütçesini vuruyor…
Amerika’da halk arasında savaşa destek % 30 civarında…
Sızan bilgilere göre; Cuma akşamı yapılan toplantıda Trump’ın damadı Jared Kushner de söz aldı ve dedi ki “sakinleşelim. Acelemiz ne? Bir yandan ekonomik baskıyı artıralım, diğer yandan müzakereleri sürdürelim.”
Kushner diyor ki, daha az riskli ve daha makul yollar deneyelim…
Tüm bu sözler üzerine Trump’ın yüzü iyice düşmüş…
Trump, gücünün sınırları olmadığını düşünen bir başkan. Fakat aynı zamanda pragmatist ve fırsatçı da biri…
İran Savaşı, Trump’a Amerika’nın gücünün sınırlarını gösterdi ama aynı zamanda hayal kırıklığına da uğrattı.
Trump da, ekibi de şunu anladı; İran’ı sadece bombalayarak, hiçbir yere varamazsınız…
Amerika’nın gücü gibi, havadan saldırının da sınırlarına geldiler.Ellerinde tutarlı ve kapsamlı bir mücadele planı yok… Savaş stratejileri olmadığı gibi bu krizden çıkış stratejileri de yok.
Avam tabiriyle söylersek “bam bam bam tarzı”nda gittiler herşeyi ellerine yüzlerine bulaştırdılar…
Bundan sonra ya başka yöntemler bulacaklar ya da yenilgiyi kabul edecekler…
Görebildiğim kadarıyla İran Savaşı’ndan onurlu ve gerçekçi bir geri çıkış ihtimali de kalmadı.
Trump, Cuma günü öğrendiklerinden sonra İran’a saldırıları durdurdu…
13 gün aralıksız bombalamadan sonra ABD, 3 gündür İran’ı vurmayı bıraktı.
Amerika saldırmayınca, İran da saldırıları kesti. Hatta Tahran, ABD ile topyekün bir savaşta olmadıklarını açıkladı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bağayi Umman heyetiyle Hürmüz Boğazı’nın statüsü üzerinde görüştüklerini ve bazı önemli ilerlemelerin kaydedildiğini açıkladı.
Trump’ın kendisi de İran ile diplomatik görüşmelerin dolaylı da olsa başladığını ima etti…
Trump, Cuma günü, “hazırız ama, bir yandan da onlarla görüşüyoruz. Bu yüzden bu bir dönüm noktası olabilir” dedi…
Yine bu hafta çıkan haberlerde Trump’ın kendisini ziyaret eden Irak Başbakanına anlaşma teklifi ilettiği, ama Tahran’ın, Irak üzerinden gelen bu teklifi reddettiği söylendi.
Trump anlaşma istiyor, ama bu anlaşmayı zafer gibi de pazarlamak istiyor.
Trump anlaşma istiyor ama, anlaşma metninde samimi değil. İranlıları kandırmak için her şeye “evet” diyor ama, iş uygulamaya gelince yan çiziyor.
En büyük anlaşmazlık konusu hala Hürmüz Boğazı.
İran, Hürmüz üzerindeki egemenlik haklarının tanınmasını ve geçiş ücretinde ısrar ediyor. Trump ise buna “evet” diyemiyor…
Bitirirken, ABD, gücünün son sınırlarını yokluyor. İran tarafı ise daha derin bir savaşa hazır. İranlılar, “biz henüz başlamadık” diyorlar…
En son Katar ve Pakistan, arabuluculuk görüşmelerine yeniden başladıklarını açıkladı.
Bu kaçıncı olacak…
Hikaye başa mı döndü? Amerika yine masaya oturup birkaç hafta sonra İran’ı yeniden mi bombalayacak?
Bunu bilemiyoruz, sadece tahminde bulunabiliriz.
Ancak tam tersi de olabilir, yani görüşmeler daha kısa zamanda da çökebilir.
Eğer çatışmalar geri döner ise İran Savaşı’nda yeni safha ilkini aratabilir.
Çünkü bu sefer Kızıldeniz’de yeni bir cephe açıldı. Yemenli Husiler Çarşamba günü iki Suudi tankerine saldırdı. Cuma gecesi üçüncü tankere de saldırdılar.
Cumartesi ise Yemen, Suudi Arabistan’ın liman kenti Yanbu’ya ve Jizan’a saldırdı.
Aramco’nun bir rafinerisi alev alırken Suudi Arabistan jetleri Yemen’de belli hedefleri vurdu.
Husiler Arabistan’a abluka uyguladıklarını söylüyor.
Savaşın en doğu ucunda ise Önceki gün Ukrayna Hazar Denizi’nde bir İran gemisini vurdu.
İddiaya göre gemi Rusya’dan İran’a silah taşıyordu. İran’ın Rusya’dan düzenli olarak silah aldığı biliniyor.
Bu gelişme üzerine İran, Ukrayna’yı tehdit etti ve bunun bir karşılığı olacağını açıkladı…
- Daha önce defalarca söylemiştik, en büyük tehlike İran ve Ukrayna Savaşlarının birleşmesidir.
Bu iki savaş tek savaşa döner ise dünya, bunun altından kalkamaz ve savaş çok daha geniş coğrafyalara yayılır ve bir çeşit dünya savaşına döner...
Yazar: Prof. Dr. Sedat Laçiner, Güncel Yazılar, 28 Temmuz 2026
SEDAT LAÇİNER YOUTUBE VİDEOLARI LİSTESİ: LİNKLER (BAĞLANTILAR), TARİHLER. En Yeniden Eskiye Doğru
.jpg)

Yorumlar
Yorum Gönder