SERBEST TİCARET VE YATIRIM DÖNEMİ SONA ERDİ: ESKİ DÜZEN YIKILIYOR, YENİSİ ORTADA YOK

APEC Zirvesi'nde konuşan Kanada Başbakanı Mark Carney, bir dönemin sona erdiğini açıkladı. Zirve toplantısında Çin, serbest ticareti ve küreselleşmeyi savundu. Kanada Başbakanı ise acı haberi verdi, küresel ekonominin derin bir değişimden geçtiğini hatırlattı.

Başbakan Carney, savaş sonrası küresel ekonominin temellerini oluşturan serbest ticaret ve yatırım döneminin artık sona erdiğini, herkesin buna göre davranması gerektiğini söyledi. Carney, Güney Kore'de, Asya-Pasifik liderlerini bir araya getiren APEC Zirvesi'nde konuştu. Carney'e göre küresel ekonomide Berlin Duvarı'nın yıkıldığı 1989 yılından bu yana en derin değişim dönemlerinden biri yaşanıyor. Küresel ekonomi artık "kurallara dayalı açık ticaret" şeklinde çalışmıyor...

Carley dedi ki, "Kanada'nın da dahil olduğu, uluslarımızın refahının büyük bir kısmının dayandığı kurallara dayalı serbest ticaret ve yatırımın istikrarlı bir şekilde genişlediği eski dünya yok artık".

Yani Kanada Başbakanı demek istiyor ki, 1989'dan bu yana yedik içtik eğlendik, ama artık o eski dünya bitti... Küreselleşme, kurallı serbest ticaret bitti. Oyunun kuralları değişti, değişiyor. Artık eskisi gibi olmayacak, herkes ona göre ayağını denk alsın. Buna Kanada olarak biz de dahiliz...

Başbakan Carney, Kanada'nın bu süreçte ABD'ye olan geleneksel ticari bağımlılığından uzaklaşacağını ve önümüzdeki 10 yılda ABD dışı ihracatını ikiye katlamayı hedeflediğini belirtti.

Şu anda Kanada'nın en büyük ekonomik ortağı ABD. Kanada ihracatının % 70'den fazlası tek başına ABD'ye gidiyor ve Trump, bu dengeyi bozmak için elinden geleni yapıyor. Eğer Carney'nin dediği doğru ise Kanada, önümüzdeki 10 yıl içinde ABD dışı ülkelere ihracatını 2 katına çıkarmak istiyor, yani toplam ihracatının yaklaşık %  60'ını ABD dışı ülkelere yapmak istiyor. Bu da demek oluyor ki ABD'nin kanada ihracatındaki payı % 70 küsürlerden % 35-40'lara gerileyecek... Bu, gerçekten olağandışı bir değişim.

Kanada, ABD ile olan sadece ticaretini değil, ekonomik entegrasyonunu da keskin bir şekilde azaltacak demektir. Kanada'nın bunu yapabilmesi için ABD yerine başka ülkeleri koyması gerekir ki bu konuda en önde gelen adaylar Çin, İngiltere, Japonya ve Meksika.


KANADA - ÇİN ZİRVESİ

Kanada Başbakanı Carney, Güney Kore'de Çin Lideri Şi Jinping'le de görüştü. İki ülke liderleri en son 2017'de görüşmüştü. Bir önceki Kanada Başbakanı Justin Trudeau zamanında Çin-Kanada ilişkileri berbattı… Trudeau, Çin hakkında çok ağır konuşuyordu, ABD'den daha fazla Çin karşıtı görünüyordu… O günlerde Çin de Kanada’ya karşı sertti… Pekin Yönetimi, o yıllarda Kanada vatandaşlarını gözaltına aldı, hatta idam etti. Kanada istihbaratına göre Çin, Kanada’daki seçimlere dahi müdahale etti…


Yeni dönemde ise Kanada, artık ABD'nin koşulsuz şartsız müttefiki değil. Kanada, Trump Yönetimine sırtını dönemez. Yeni ticaret ortaklarına ihtiyacı var. Ve bu durumdan Kanada-Çin ilişkileri de derinden etkilenecek...

Carney, 8 yıl sonra gerçekleşen bu ilk zirvede Çin lideri Şi Jinping ile "daha sürdürülebilir ve kapsayıcı bir uluslararası sistem inşa etmeye yardımcı olmak" için daha yakın bir şekilde çalışmayı dört gözle beklediğini söyledi... Bu sözler önemli... ABD'nin en yakın müttefiki, ABD'nin en baş düşmanına yeni bir uluslararası sistem kurmada birlikte çalışmayı öneriyor. Yenilir yutulur sözler değil bunlar...

Çin lideri Şi Jinping ise Carney'i Çin'e davet etti ve Kanada-Çin ilişkilerinin iki tarafın da gösterdiği gayretler sonucunda iyileşme belirtileri gösterdiğini açıkladı. Şi, "Çin, iki ülke ilişkilerini doğru yola sokmak için çok isteklidir" dedi...

Kanada ve Çin'in yakınlaşması çok kritik bir gelişme. Kanada, Pasifik Okyanusu'nun kuzey doğusunda, Çin ise Kanada'nın çapraz karşısında, Pasifik Okyanusu'nun batı kıyılarında. Çin, dünyanın en büyük tüccarı, Kanada ise 41 milyon nüfusuna rağmen dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri... İki ülke arasındaki toplam ticaret hacmi 100 milyar dolara yaklaşıyor. Ancak bu ticarette Çin, on milyarlarca dolar ticaret fazlası veriyor.

Kanada Başbakanı Carney, Çinli liderin davetini kabul etti ve Çin'e gitmeyi sabırsızlıkla beklediğini söyledi. Carney, Çin ile yapıcı ve pragmatik bir diyalog umduğunu söylüyor.


ABD İLE İLİŞKİLER GERİLİYOR


Kanada Başbakanı Carney, Çin'in veya diğer ülkelerin kusurlarını görmemeye, ticaret için pek çok şeyden vazgeçmeye hazır. Yeni bir döneme giriyoruz ve bu dönemde devletlerin öncelikleri etik değerler veya serbest ticaret değil. Daha kuralsız, daha düzensiz ve daha sert bir çağa girdik ve Kanada'nın yeni başbakanı bunun farkında. Kanada, ABD ile ilişkilerin asla eskisi gibi olmayacağını da biliyor... Carney, Trump karşısında alttan almayı tercih ediyor. Hatta en son krizde ABD Başkanı Trump'ı kızdıran, hatta çıldırtan reklam filmi için Trump'tan özür diledi. Reklam filmini Kanada'nın Ontario eyaleti hazırlamıştı ve film Amerikan televizyonlarında oynatılmıştı. Trump bu reklam filmine çok kızdı çünkü o filmde eski Cumhuriyetçi başkanlardan Ronald Reagan gümrük vergilerinin ne kadar zararlı olduğunu anlatıyordu.


Mark Carney, neyin doğru neyin yanlış olduğuyla veya kimin haklı kimin haksız olduğuyla ilgilenmiyor. Trump'ı ve onun çılgın fikirlerinni bir veri olarak alıyor. ABD-Kanada ilişkilerinin yeni dönemde çok zor olacağını biliyor ve yeni düzende yeni dostlar ve ortaklar bulmaya çalışıyor. Kanada için Çin'den bir dost olmaz belki ama pekala pragmatik bir ortak olabilir. Carney, Trump'ı idare ederken Çin'le de arasını yumuşatmaya çalışıyor.


Carney, önce Trump'tan özür diledi, ardından "ABD ile ticaret anlaşmasına biz hazırız, Amerikalılar kendilerini ne zaman hazır hissederlerse o zaman görüşmelere başlayabiliriz" dedi.


***


Yeni dünya düzensizliğinde Trump, "Önce Amerika" derken bundan böyle serbest ticareti değil korumacılığı öne alacaklarını söylüyor. ABD, gümrük vergilerini artırıyor, sınırlarına koruma duvarları örüyor. Komünist olduğu söylenen Çin ise serbest ticareti savunuyor, tüm sınırların uluslararası ticarete açık olması gerektiğini söylüyor. Hani derler ya "başımıza taş yağacak", dünya işte o kadar değişti, herşey ters yüz oldu.

Şi Jinping ise kapalı kapılar ardında yaptığı bir toplantıda, "Zamanlar ne kadar çalkantılıysa, o kadar çok birlikte çalışmalıyız," dedi. "Dünya, uluslararası durumun giderek daha karmaşık ve değişken (volatile) hale geldiği hızlı bir değişim döneminden geçiyor."

Yani Çinli lider de oldukça çalkantılı bir döneme girdiğimizi kabul ediyor, bundan sonra herşey daha farklı olacak.

***

ABD Başkanı Trump, Güney Kore'deki APEC Zirvesinin başlangıcına katıldı ve Çin lideri Şi Jinping'le buluştu... Dünyanın 2 en büyük ekonomisi olan Çin ve ABD arasında aylardır süren gerilim herkesi diken üstünde tutuyordu. Trump ve Şi, en azından 1 yıllık geçici bir anlaşmaya vardı. Ancak Trump, bu görüşmeden sonra Güney Kore'den ayrıldı. ABD'yi bu zirvede Hazine Bakanı Bessent temsil ediyor.

Çin ise Asya-Pasifik bölgesine büyük önem veriyor. Çünkü APEC bölgesi dünya ticaretinin % 50'sini, dünya nüfusunun ise % 40'ını oluşturuyor... Analistler, Trump Yönetiminin bu bölgeyi Çin'e kıyasla boşladığını düşünüyorlar.


Çin lideri Japonya ve Güney Kore başbakanlarıyla da görüştü. Şi Jinping, ABD'nin geleneksel müttefikleri Japonya, Güney Kore ve Kanada'yı kendisine yakınlaştırmaya çalışıyor. Çin'in bilhassa Japonya ile ilişkilerini geliştirmesi zor görünüyor. Çünkü Japonya'nın yeni kadın başbakanı Takaichi, Çin'in artan askeri gücünden çok rahatsız. Takaichi, Çinlilerin Japonya'da mülk edinmesini de tehlikeli buluyor. Bu arada hatırlatalım Japonya'nın kendisi de yeni bir silahlanma projesi başlattı ve on milyarlarca doları silaha ayrıyor.  Tarihi ve bölgesel konularda uzun süredir devam eden farklılıklara rağmen Takaichi ve Xi, görüşmenin ardından "stratejik ve karşılıklı yarar sağlayan bir ilişki" kurmak istediklerini söyledi... Japonya, Çin'e ne kadar güvenmese de en azından Trump'ın başkanlığı süresince Çin'i kışkırtmamak zorunda.

Yine de Japonya'nın yeni başbakanı Takaichi'nin ilişkiler için büyük bir risk olduğunu söylemeliyiz. Takaichi dışarıdan sevimli bir kadın ama siyasi olarak bir revizyonist... Takaichi, Japonya'nın savunma harcamalarını planlanandan iki yıl önce, Mart ayı sonuna kadar GSYİH'nın % 2'sine çıkaracağını söyledi. Muazzam bir rakam. Demek ki 2026'da Japonya'nın askeri harcamaları 80 milyar doları aşacak...

Takaichi, Japonya'nın 2. Dünya Savaşı esnasında Çin'de ve diğer bölge ülkelerinde yaptığı insan hakları ihlallerini hafife alıyor ve savaşta ölen Japon askerlerini sık sık ziyaret ediyor, geçmişi özlemle andığı her halinden belli oluyor. Hızla silahlanan Japonya'nın eski militer duyguları da kazanacağını tahmin etmek zor değil. İşin doğrusu Avrupa'da olduğu gibi Doğu ve Güney Doğu Asya'da da sular ısınıyor.

Zor bir döneme girdik. Dünya düzeni hem iktisadi hem de askeri yönlerden sarsılıyor, yeni bir düzen kurulana kadar sisteme belirsizlik, kaos ve belki de çatışma hakim olacak.

Sedat Laçiner, Güncel Yazılar,
3.11.2025


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İran ve Rusya: İnsansız Hava Araçlarıyla Gelen Dostluk

Trump and Putin’s Growing Alliance Raises Global Concerns