ABD, Hürmüz Boğazı'nı Açabilecek mi?

Prof. Dr. Sedat Laçiner, Güncel Yazılar


ABD ve İsrail saldırıları ile askeri araçlarla başedemeyeceğiniibilen İran, petrol ve gazı silah haline getirdi... Dünya petrollerinin beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nı trafiğe kapatan İran, böylece adeta dünyanın boğazını sıkmış oldu...


Artık, İran'ın dilemesi dışında Basra Körfezi'nden dışarı petrol sızmıyor... Bu da dünya piyasalarını allak bullak etti. Petrol fiyatları 100 doları aştı, daha da yükselmesinden korkuluyor.


İran diyor ki, "Trump'ı durdurun, ben de petrolü serbest bırakayım".


ABD Başkanı Trump ise İran tarafından kapatılan ve dünyanın enerji arzı için hayati önem taşıyan Hürmüz Boğazı'nı yeniden açma sözü veriyor... Peki bunu yapabilir mi? Zor görünüyor.


Trump ve Savaş Bakanı Pete Hegseth, geçen hafta Amerikan deniz kuvvetlerinin boğazdan geçecek tankerlere ve gemilere  eşlik edeceğine dair defalarca söz verdi... Perşembe günü Trump, eskort operasyonlarının "çok yakında" başlayacağını söyledi. Ama bu işler söylendiği kadar kolay olmuyor.


Trump, Cumartesi günü yaptığı iki sosyal medya paylaşımında ise bunun için diğer ülkeleri yardıma çağırdı. Çünkü ABD'nin bunu tek başına yapabilecek gücü yok... Trump'ın yardım istediği ülkeler arasında İngiltere, Fransa, Japonya, hatta Çin bile var...


ABD KARAYA İNER Mİ?


Hürmüz Boğazının en dar kısmı 33 km'dan kısa ve bu mesafe, eskortluk yapacak bir donanmayı açık hedef haline getirebilir... Oysa ki ABD'nin İran'a karşı en büyük üstünlüğü uzaktan savaşması, sadece havadan bombalaması...


ABD, İran'a yaklaştıkça asker ve silah kaybı artar. Bu nedenle Trump tek başına Hürmüz Boğazı'nda eskortluk yapmak istemiyor... Nitekim çok sayıda petrol firması, ABD Donanmasına başvurdu, yardım istedi, ama Donanma tüm bu talepleri sertçe reddetti...


DAHA FAZLA HAVA SALDIRISI VE KARADAN İŞGAL


Hürmüz'ü açık tutmak için ABD'nin ilk seçeneği, Boğaz çevresindeki İran unsurlarını etkisiz hale getirmek için daha fazla hava saldırısı kullanmak... Diğer bir seçenek ise Hürmüz kıyılarına kara birlikleri çıkarmak, İran güçlerinin kıyılara yaklaşmasına mani olmak...


Washington, tüm seçeneklerin masada olduğunu söylüyor. Hatta en son hamlede Pentagon, Japonya'da görevli 2500 deniz piyadesini ve bir amfibe çıkarma gemisini Ortadoğu'ya kaydırma kararı aldı. Ayrıca pek çok ilave savaş uçağı da bölgeye yollandı... Yani Washington, kara çıkarması hazırlığı yapıyor olabilir...


Diğer taraftan, İran'ın Hürmüz Boğazını kapalı tutmak için yapması gerekenler basit: Boğazı mayınlamak, Boğazda birkaç gemiyi batırmak, geçen gemilere iha ve füze saldırısı yapmak, geçen gemilere top-obüs saldırısı yapmak, kamikaze deniz dronları veya botlar kullanmak... Buna karşın Amerikan donanması, geçen tankerlere eşlik etmek ve kıyıdan gelebilecek saldırıları durdurmak zorunda.


Kısacası İran, "sivrisinek sürüsü" gibi saldıracak, ABD ise savunmada oldukça zayıf ve hantal kalacak... Savaş gemileri çağımız savaşlarında her geçen gün demode ve savunmasız kalıyor...


En ufak bir zayıf anında Amerika, çok sayıda asker kaybedebilir ve Boğazı açık tutayım derken daha sıkı kapanmasına da yol açabilir... Çünkü, haftalardır süren Amerikan ve İsrail saldırılarına rağmen, İran Ordusu hâlâ saldırı yeteneğinin güçlü ve diri olduğunu gösteriyor. Ve İran'ın başarısı için bir veya birkaç tankeri batırması gerekirken Amerika'nın "başarılıyım" diyebilmesi için hergün onlarca tankerin güvenle geçişini sağlaması gerekir...


Kaldı ki Amerika'nın koruması gereken tek yer Hürmüz ve çevresi de değil; İran güçleri, defalarca yaptıkları gibi, petrol taşıyan tankerleri Basra Körfezi içinde veya Hürmüz'ün hemen dışında da vurabilir...


TRUMP YARDIM İSTİYOR

Trump, dün yaptığı açıklamada Çin, Fransa ve İngiltere gibi ülkelerin bu göreve yardımcı olmak için bölgeye savaş gemisi göndermesini umduğunu söyledi.


Fransa bu konuda en istekli ülke... Fransa Başkanı Macron, geçen hafta öneride bulunmuş ve mğüttefikleri ile birlikte Hürmüz Boğazını açık tutacak bir misyon başlatabileceklerini söylemişti... Macron konuştuktan kısa süre sonra Irak'taki Fransız askeri üssü vuruldu ve bir Fransız askeri bu saldırıda öldü, 6 asker de yaralandı. Fransa, ilginç bir şekilde daha başından beri bu savaşa dahil olmak istiyor.


Trump, ilk başlarda Avrupalıları savaşa bulaştırmak istemedi, çünkü İran'ın kolay bir hedef olacağını düşünüyordu, belki İran petrollerini Fransa ve diğerleriyle paylaşmak istemedi Trump... Fakat İran kolay lokma olmadığını gösterdi. Şimdi ise Trump, yenilebileceğini düşününce işe başkalarını da katmaya çalışıyor. Hiç şüphesiz bunu savaş başlamadan yapsaydı, yani savaşa sadece İsrail'le değil de Avrupalı ortaklarıyla girseydi ABD çok daha az risk almış olurdu...


Dediğim gibi, Macron, İran Savaşı'na "dalmak" için çok istekli: Çünkü bu savaşı kopmak üzere olan ABD-Fransa ittifakını canladırmak için bir şans olarak görüyor...


Diğer taraftan İran Savaşı'na katılmak Avrupa için hem büyük riskler getiriyor hem de hukuksuz bir savaşa dahil olmak utancını... Çünkü herkes biliyor ki İran'a saldırı, hiçbir uluslararası karara dayanmıyor, ortada bir tek hukuki dayanak bile yok. Amerika ve İsrail'in saldırılarına destek olan Almanya Başbakanı Merz dahi bunu kabul etti ama ekledi: "İran, Uluslararası Hukukun arkasına saklanmamalı." Yani Merz diyor ki "saldırı hukuksuz ama İran'ı da ortadan kaldırmalıyız."


Eğer Fransa ve İngiltere, bu savaşa daha fazla girerlerse hem itibar kaybederler hem de doğrudan hedef haline gelirler.


Çin'e gelirsek, İran zaten Çin'e gidecek tanker ve gemilere engel olmuyor. İran petrollerinin % 90'dan fazlası zaten Çin'e ihraç ediliyor. Bu durumdayken Çin neden İran'a saldırı anlamına gelecek bir misyona katılsın.


Unutmayın, Hürmüz Boğazı'nın yaklaşık olarak yarısı İran'ın kara suları. Yani İran toprakları gibi... Buraya ordunuzu yollarsanız, egemen bir devlete fiilen savaş açmış olursunuz... Yani karşınızda Somali örneğinde olduğu gibi deniz korsanları veya Yemen örneğinde olduğu gibi temsil gücü tartışmalı bir hükümet yok...


Diğer taraftan eğer Trump, Çin'in de bu misyona katılmasında ısrar edecek olur ise bunun bedeli Amerika için ağır olabilir... Trump, Nisan ayında  Çin'i ziyaret edecek ve Çin'le büyük bir ticaret anlaşması imzalamayı umuyor. Çin'den bir şey isteyecekseniz buna değecek bir şey vermelisiniz...


İŞE YARAYACAK MI?


Diyelim ki Hürmüz Boğazını açık tutmak için Amerika öncülüğünde uluslararası bir misyon kuruldu ve bu misyon hemen yarın çalışmaya başladı; Boğaz deniz trafiğine açılır mı, petrol rahatça Basra Körfezi'nden çıkabilir mi?


Gemilere eskort ederek bunu yapmak tanker ve gemi geçişlerini oldukça yavaşlatacaktır... Önde gelen denizcilik analiz firması Lloyd's List Intelligence'a göre, bu yavaşlama deniz trafiğinin % 10'a kadar düşmesi anlamına geliyor...


Normal dönemde her gün Boğazdan 60'dan fazla tanker ve gemi geçiyordu. Eskort eşliğinde bu sayı 6'nın bile altına düşebilir. Bu da demek oluyor ki Körfez'de sıkışmış 600'den fazla gemiyi dışarı çıkarmak aylarca sürecektir...


Tabii, bu süreçte birkaç tanker saldırıya uğrarsa veya Amerikan gemilerine yapılacak saldırılarda savaş gemileri batarsa vs işler iyice karışır...


Gemileri denizden ve havadan korumak gerekli olabilir ama tek başına bu iki seçenek hem çok pahalı, hem riskli hem de verimli değil.


En iyi seçenek Hürmüz ve çevresinde kara güçleri tutmak, yani İran'ın bu kısmını işgal etmek. Fakat bunun için kaç asker gerekiyor?


Böylesine kritik ve nispeten geniş bir bölgeyi sadece birkaç bin askerle tutamazsınız... Ele geçirdiğiniz her nokta daha fazla toprağı işgal etmenizi gerektirir. Ayrıca Hürmüz çevresini güvende tutmak özel kuvvetlerin başaracağı bir vur-kaç işi değil. Burada aylarca kalmak gerekebilir. Bu da onbinlerce askerlik bir işgal demektir...


Amerikan askerlerinin botları İran topraklarına değerse, İran'ın seveceği bir ortam oluşur ve Amerika'nın asker kayıpları artmaya başlar. Ek olarak, kara savaşları Washington'ın maddi kayıplarını da katlar... Unutmayın, İran Ordusu ve Devrim Muhafızları asimetrik savaş da yapabilecek yüzbinlerce askere sahip... Tüm bunlara Ortadoğu geneline yayılmış milis güçleri de ekleyin...


Böylesine kapsamlı bir operasyon uzun süreli çalışmayı, hazırlığı ve elbette iyi bir planı gerektiriyor. Trump ise anı yaşayan biri. Eğer Beyaz Saray İran Savaşı önceisnde NATO'dan müttefik arasaydı ve savaşa aylar süren bir hazırlık yapsaydı elbette durum farklı olurdu. Bugün ise Amerikan Ordusu hazırlıksız ve pek çok konuda savunması görünüyor...


Trump'ın önünde iki seçenek var: Ya savaşı hemen bitirecek ve Tahran'dan boğazı açmasını isteyecek ya da savaşı daha da derinleştirecek ve Körfez'de aylarca, belki yıllarca sürecek bir kaosu göze alacak.


AVRUPA İSTEKSİZ


Trump, yardıma çağırdığı Avrupalıların koşarak gelmelerini umdu ama hem Fransa hem de İngiltere bu teklifi reddetti... Çünkü karar sürecinde yer almadıklarını düşünüyorlar. Trump, başına buyruk hareket ediyor. Avrupa'ya bilgi bile vermiyor.


İkinci olarak, Avrupa, gücünü ikiye bölmek istemiyor. Bilhassa İngilizler, kendilerini Rus tehdidi altında hissediyorlar... İran Savaşı'nın dikkatleri dağıttığını, Rusya'nın Ukrayna'da işini kolaylaştırdığını görüyorlar. Başbakan Starmer geçtiğimiz Pazar günü Trump'la telefonda konuştu ve ona da söyledi, "iki taraf da yetecek kadar savaş gemimiz yok" dedi.


İngiltere-ABD Özel İlişkisi için kısa sürede ikinci şok oldu bu cevap... İngiltere, İran Savaşı başlarken İngiliz üslerini kullanmak istemiş, Londra buna izin vermemişti. Günler sonra gelen izin Amerika'nın kalbini kırdı. Ancak İngilizlerin de kalbi kırık, çünkü Trump tek taraflı davranıyor, yakın müttefikine bilgi bile vermiyor. Trump canı ne isterse yapacak, çevresi sorgusuz sualsiz onu izleyecek. Trump'ın beklentisi bu...


ABD Başkanı en son NATO'yu tehdit etti, "eğer" dedi "Avrupa Hürmüz Savaşı'nın açık tutulmasına katkı vermezse bu, NATO için çok kötü olacaktır."


Trump'ın anlamdığı şu: NATO'yu kendisii bitiriyor. Amerika'nın İran Savaşı'na NATO'yla veya Avrupalı bazı müttefiklerle girme şansı vardı, ama o tuhaf bir şekilde savaşa çok az katkı verebilecek İsrail'i seçti.


Prof. Dr. Sedat Laçiner, Güncel Yazılar
16 Mart 2026

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SERBEST TİCARET VE YATIRIM DÖNEMİ SONA ERDİ: ESKİ DÜZEN YIKILIYOR, YENİSİ ORTADA YOK

Tesla Çakıldı

Donbas Neden Önemli? Ukrayna Savaşı'nda Neden Belirleyici