İran'ı Kuşattı. Hedef Rejim Değişikliği. Önce Sınırlı Saldırı, Sonra Daha Kapsamlısı

 Sedat Laçiner, Güncel Yazılar, 24 Şubat 2026

  • Trump, Amerikan donanmasının üçte birini Ortadoğu’ya yığdı.

  • Amerikan basını birkaç gündür İran’ın kuşatıldıldığını ve her an vurulabileceğini yazıyor.

  • Trump’ın kendisi de İran’a kısıtlı, yani sınırlı bir müdahale yapacaklarını söyledi. Sınırlı ne demek, bunu bilen yok…

  • Trump, günlerdir İran’ı tehdit ediyor… İran’ı pişman edeceklerini, İran'ın canına okuyacaklarını söylüyor.

  • Hatta bir seferinde İran’da en iyi çözümün "rejim değişikliği" olduğunu söyledi, ama daha fazla üzerinde durmadı…

  • New York Times ve Wall Street Journal gazeteleri ise Trump'ın önce sınırlı saldırıda bulunacağını, İran anlaşmaya razı gelmezse bu sefer çok daha kapsamlı saldırının geleceği, yıl sonuna kadar İran'da rejim değişikliği hedeflendiğini yazdılar.

  • İran’da gösteriler sürerken Trump protestoculara seslenmiş ve onların arkasında olduğunu ilan etmişti... Tahran Yönetimine seslendi Trump: "Daha fazla gösterici öldürürsen seni mahvederim” dedi…

  • 14 Ocak’ta İran’ı vurmaya niyetlendi ama sonra geri çekildi, vazgeçti… O günlerde Pentagon, İran’a kapsamlı bir saldırı için henüz hazır olmadıklarını söyledi… İsrail bile o gün Trump’ı durdurdu...

  • Şimdi ise Pentagon, “hazırız” diyor… Hatta Amerikan Savaş Bakanlığı, İran’ı haftalarca vurabilecek hazırlığı yaptığını iddia ediyor…

  • Son bir haftada bölgeye onlarca Amerikan savaş uçağı ve çok sayıda mühimmat taşındı… Gelinen seviye, 2003 Irak Savaşı’ndan bu yana Amerika’nın bu bölgedeki en kapsamlı tahkimatı olarak değerlendiriliyor…

  • Peki, Amerika, vuracak mı vurmayacak mı? Nefesler tutuldu. Güya saldırı bu haftasonu saldırı gerçekleşecekti. Ama olmadı, “ertelendi” dendi…

  • Bu arada bir sürpriz daha yaşandı ve İngiltere, İran saldırısı için İngiltere’deki hava üssü ile Garcia Üssü’nü Amerikalılara kullandırmayacağını açıkladı. İngiltere Başbakanı Starmer’a göre buna sebep, saldırının hukuki olmaması.

  • Trump ise İngiltere’ye ateş püskürüyor… Çünkü “hukuki gerekçe nedir” anlamıyor Donald Trump. Onun lügatında böyle bir kavram yok... Zaten İngiliz Başbakana "gıcık" oluyor. Trump Yönetimi, Starmer’ı devirmek için İngiltere’de örtülü operasyonlar bile yapıyor… Yani ittifakta ciddi bir çatlak var…

  • İşin doğrusu, İngilizler ve Avrupalılar da İran’ı hasım olarak görüyor... Eğer İran’da rejim sorunsuz bir şekilde devrilirse buna belki de en çok Avrupalılar sevinir. Ama İran’a saldırının hukuksuz olacağının da farkındalar.

  • Trump, Venezuela’ya hiçbir hukuk gerekçe olmadan girdi. Aynısını İran’a yapmak üzere… Avrupa, Venezuela’da sessiz kaldı, İran konusunda yarım ağız konuşuyor. Ama üçüncü kurban Grönland, yani Danimarka olabilir. Dördüncü kurban ise Kanada veya bir Avrupa ülkesi daha olabilir…

  • Trump, İran saldırısı için hiç bir hukuki gerekçe açıklamadı demiştik… İran’ın nükleer programını durdurmasını, füzelerinden vazgeçmesini istedi ama bunların yasal dayanağı ne, bundan bahsetmedi.

  • Açıkçası Uluslararası Hukuk, ABD’nin İran’a saldırısını yasaklıyor, men ediyor… Amerika’nın geçen yıl Haziran ayında İran’ı havadan bombalaması da yasal değildi. Ama yaptılar, çünkü yapabiliyorlar…

  • Peki Trump, şimdi ne yapmak istiyor? İran’da rejimi mi değiştirmek istiyor? Mollaları gönderip yerlerine Şah’ı mı getirmenin peşinde? İran’ı bölüp, küçük devletlere mi ayırmak istiyor? Yoksa amacı İran’ı doğrudan işgal etmek, petrol ve gazına el koymak mı?

  • Bazılarına göre Trump'ın asıl amacı Çin’i engellemek. Yani İran’dan Çin’e petrol akışını durdurmak…

  • Kimi yorumcular ise Trump’ın asıl derdinin İran değil, iç siyaset olduğunu iddia ediyor… Buna göre Trump, Epstein Dosyası ile o kadar çok sıkıştı ki İran’da savaş çıkarıp dikkatleri dağıtmaya çalışıyor…

  • Diyorlar ki, “Trump yanmamak için dünyayı yakıyor, Venezuela'ya ve İran’a saldırıları hep bu yüzden”.

  • Olabilir, Epstein Dosyası Trump aleyhine büyük potansiyel taşıyor ve Trump’ı köşeye sıkıştırabilir...

  • İran’a başarılı bir operasyonun Amerikan iç siyasetinde Trump’a puan getirme ihtimali de var. Kasım ayında ABD’de büyük ara seçimler var... Ve Trump’ın halk onayı yerlerde sürünüyor.

  • Anketlerde Trump’a destek uzun süredir % 40’ın altında. Böyle giderse Trump hem Senato’yu hem de Temsilciler Meclisi çoğunluğunu kaybedebilir. Bu da Trump’ın azil sürecinin başlangıcı olabilir.

  • ABD Yüksek Mahkemesi, Cuma günü Trump Gümrük Vergilerini iptal ederek Trump’a bir darbe daha vurdu… Aktif dış politika, Trump için bir ferahlama sağlayabilir.

  • Trump, Ukrayna Savaşı’nın Haziran’dan önce bitmesi isteğini de ABD’deki ara seçimlere bağlıyor…

  • Bazı analistler ise Trump Yönetiminin İsrail tarafından bu savaşa sürüklendiğini iddia ediyor… Netanyahu’da öyle gizli bilgiler varmış ki güya Trump’ı köşeye sıkıştırmış, Trump da İsrail korkusuyla İran’a saldıracakmış… Böyle söylüyorlar…

  • Tüm bu yorumlarda haklı yönler olmakla birlikte tüm bu savlar Trump’ı "bilinçsiz", "ne yaptığını bilmez bir deli" gibi yansıtıyor… Buna göre Trump, çevresinin etkisinde savrulan, tutarlı politikaları olmayan, günübirlik yaşayan bir başkan…

  • Trump’ın tarzı sıradan değil, kabul. Ancak Trump’ın ne yaptığını bilmeyen bir meczup olduğu görüşüne katılmıyorum… Sözleri çılgınca ve davranışları öngörülemez görünse de Trump’ın eylemleri tutarlı ve belli bir amaca hizmet ediyor

  • Trump’ın İsrail politikası da İran politikası da yıllardır aynı ve Trump belirlediği amaç için adım adım ilerliyor…

  • Donald Trump'ın hem ilk başkanlık döneminde (2017-2021) hem de ikinci başkanlık döneminde (2025 ve sonrası) izlediği İran politikası geleneksel ABD dış politikasından esas ve yöntem açısından önemli ölçüde bir sapmaya işaret ediyor, bu doğru. Ama Trump politikaları kendi içinde oldukça tutarlı…

  • Geleneksel ABD yaklaşımı (özellikle Obama dönemi ve kısmen Biden döneminde), İran'la diplomatik angajmanı, çok taraflı müzakereleri, yaptırımların dengeli kullanımını ve doğrudan askeri çatışmadan kaçınmayı ön planda tutardı… Amaç, İran'ı nükleer programını sınırlamaya ikna etmek, bölgesel istikrarı korumak ve rejim değişikliği yerine davranış değişikliğini hedeflemekti.

  • Trump'ın yaklaşımı ise karşıtlık (confrontation) odaklı, tek taraflı, maksimum baskı ve askeri tehditleri diplomasiyle birleştiren bir strateji. Bu, Bush döneminin “zorla boyun eğdirme” politikasına benzer olsa da, Trump daha agresif, daha İsrail odaklı ve diplomasiyi "ya anlaşma ya bombalama" ikilemine indirgeyerek Bush döneminden de ayrılıyor.

  • Trump, ilk başkanlık döneminde 2015 tarihli İran Nükleer Anlaşması’ndan tek taraflı olarak çekildi… Bu olay Mayıs 2018’de oldu…

  • Trump, Obama'nın çok taraflı İran diplomasisini "çok kötü bir anlaşma" olarak nitelendirip yıktı… Trump, diplomasiye, hukuka ve örgütlere inana biri değil… O, güce inanıyor, korkutup bir şeylere mecbur etmeye inanıyor…

  • Trump’ın İran politikasının en önemli yönlerindne biri de "Maximum pressure" (azami baskı) kampanyası.

  • Trump, bu politikayı da ilk başkanlık yıllarında başlattı… Bu bağlamda İran'ın petrol ihracatını, bankacılık sistemini ve ekonomisini hedefleyen binlerce yaptırım uygulandı… Amaç, İran'ı yeni ve daha katı bir anlaşmaya zorlamaktı. İran’dan nükleer programını ve füze üretimini hemen bitirmesi istendi…

  • Trump’ın ilk döneminde İran’a karşı izlediği bir diğer politika askeri gerilimi tırmandırmak oldu…

  • Örneğin Trump, Kasım 2020'de İran Devrim Muhafızları Komutanı Kasım Süleymani'yi drone'la öldürttü… Önceki yönetimler, bu kadar üst düzey bir hedefe nadiren doğrudan ve açıktan saldırırdı.

  • Trump,  ilk döneminde İran'la doğrudan müzakereyi reddetti, açıkça rejim değişikliğini ima eden bir retorik kullandı.

  • Bu politikalar, ABD'nin geleneksel politikası olan "engagement + containment" dengesini bozdu ve İran'ı daha saldırgan bir hale getirdi (vekil güç saldırıları arttı, uranyum zenginleştirmesini yükseltti).

  • İkinci Döneminde yani Ocak 2025’ten bugüne kadar Trump, klasik Amerikan dış politikasından daha da ayrıştı ve adeta koptu gitti… Fakat Trump’ın İran politikası ilk dönemden bugüne değişmedi, aynı doğrultuda sürdü…

  • Trump 2.0 Yönetimi, ilk dönemin maksimum baskısını restore etti ancak bunda daha ileri gitti: diplomasiyi askeri tehditle doğrudan entegre etti.

  • Trump başkan olur olmaz “Maximum baskı” politikasını yeniden başlattı… Trump’ın başkan olarak imzaladığı ilk kararlardan biri bu oldu (Şubat 2025).

  • Yani Trump, kafasına esip İran’ı kuşatmaya kalkmadı. Adam daha koltuğa oturur oturmaz İran kararları aldı…

  • Amerikalı Hazine Bakanı’nın itiraf ettiği üzere CIA ve diğer Amerikan kurumları, İran’da ekonomik iflası hızlandırmak için bir dizi özel çalışma yürüttü…

  • Bunun sonucunda İran’da büyük bir döviz kıtlığı baş gösterdi, büyük bir banka battı, ülke tarihinin en büyük devalüasyonlarından biri yaşandı, ithalat durdu, enflasyon patladı ve esnaf ayaklandı. Bu ayaklanma daha büyük kalkışmalara neden oldu. Aralık sonunda başlayan ve Ocak ayında devam eden isyanda onbinlerce İranlı gösterici öldü veya yaralandı.

  • Bu olayda görüldüğü üzere Trump Yönetimi, İran’da rejim değişikliği veya mevcut yöneticileri devirmek için iktisadi ve içtimai araçları da kullanıyor

  • Önümüzdeki olası İran Operasyonunda rejim değişikliğine uğraşırlar mı bilmiyorum ama Trump’ın daha uzun vadeli planının hedefi bu…

  • Trump’ın İran’a baskıyı ilk günden ve belli bir program dahilinde artırdığını söylemiştik. NSPM-2 ile yaptırımlar sertleştirildi… Trump, İran'ı "nükleer programını hemen ve şartsız bir şekilde sona erdirme” ve vekil güçlerine desteği kesme şartıyla köşeye sıkıştırmaya başladı…

  • Başka bir deyişle, Trump’ın İran’a dönük tehditleri yeni değil, bu tehditler geçen yılın Ocak-Şubat aylarında başladı, Mart-Nisan’da dozajı arttı…

  • Nisan 2025'te İran'la dolaylı görüşmeler başladı ama o günlerde ortaya çıkan Trump'ın Hameney’e mektubu, 60 günlük bir ültümatomdu.

  • Trump askeri tehditle diplomasiyi birleştirdi ve "anlaşma olmazsa İran’ı bombalayacağı” retoriğini tekrar etmeye başladı…

  • Haziran 2025'te İsrail'in başlattığı 12 günlük savaşa ABD de katıldı; Amerikan Ordusu, İran’ın nükleer tesislerine doğrudan hava saldırıları düzenledi (Operation Midnight Hammer). Herkes Amerika’Nın saldırısını “sürpriz” olarak yorumladı ama Trump bunu yapacağını Nisan 2025’de, yani yaklaşık 2 ay önce ilan etmişti…

  • Bu saldırı, önceki ABD yönetimlerinin (hatta Bush'un dahi) kaçındığı  İran topraklarına doğrudan yapılan ilk Amerikan saldırısı oldu… Dikkat ederseniz, Trump Kasım Süleymani’yi öldürtmekle başlayan süreçte kıskacı daraltıyor, işi İran’ı bombalama noktasına getirdi. Bundan sonra ne yapsa kimse şaşırmaz…

  • Haziran saldırısında İran’ın nükleer programı ağır hasar aldı ama tamamen yok edilemedi.

  • Özetleyecek olursak, Trump öngörülemez ve tutarsız biri değil. Kendi içinde oldukça tutarlı… Öncelikle bu noktada anlaşalım.

  • Trump’ın ve onu destekleyen komitelerin aklında son derece müşahhas, belirgin, şamil, kapsamlı, detaylı, tutarlı İran hedefleri var…Trump ne yaptığını biliyor ve isteyerek yapıyor. Tesadüf yok. En az 2016’dan beri aklında olanları hayata sokuyor…

  • Sorun şu ki Trump’ın bilerek başlattığı şeyler makul dünyaya ağır geliyor.

  • Bitirmeden önce İran’da olası riskleri de kısaca özetleyelim:

  • Eğer ABD, İran’da çok kapsamlı bir savaşı başlatırsa bu savaşı bir ihtimal kolayca kazanabilir de. Çünkü rejim bilhassa ekonomi alanında bitik vaziyette. İran’ın kritik altyapısına yapılacak nokta vuruşlar rejimi kendi içine söndürebilir.

  • Ama bundan çok daha büyük ihtimalle savaş genişlerse tüm bölgeyi kapsayabilir. İran’a yakın güçler Irak’tan Arabistan’a kadar geniş bir alanda çatışmaları yayabilir. Ülke dışındkaiğ ABD ve İsrail hedefleri vurulabilir. İran’ın balistik füzeleri İsraiL’e ve ABD hedefleitne sürpriz saldırılar yapabilir…

  • İran’dan daha büyük tehlike ise ateşin petrol ve gaz sahalarına sıçraması, Hürmüz Boğazının tıkanması ve petrol fiyatlarının 150 doların üzerine çıkmasıdır. Böyle bir gelişme Rusya’nın lehine olurken başta Avrupa ve Çin olmak üzere petrole bağımlı ülkeler zor durumda kalır.

  • Hatta ABD’de petrol fiyatları sıçrar ve bu da Kasım seçimlerinde Trump’ın sonunu hızlandırabilir…

  • Savaşın başka bir riski de milyonlarca, belki on milyonlarca İranlının Avrupa’ya doğru akması olacaktır. Yıllarca sürecek bir iç savaş İran’ı sadece Ortadoğu için değil, Avrupa için sürekli istikrarsızlık kaynağına çevirir.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Trump and Putin’s Growing Alliance Raises Global Concerns

İran ve Rusya: İnsansız Hava Araçlarıyla Gelen Dostluk

SERBEST TİCARET VE YATIRIM DÖNEMİ SONA ERDİ: ESKİ DÜZEN YIKILIYOR, YENİSİ ORTADA YOK