Almanya'nın Nüfus Krizi: Yılda 352 Bin Kişi Azalıyor

Prof. Dr.  Sedat Laçiner

  • Almanya'da doğumlar, 1946'dan bu yana en düşük

    seviyesine indi… Diğer taraftan ölümler hızla artıyor…

  • Böylece doğum-ölüm makası açılıyor. Yani Almanya ölüyor, demografik kriz derinleşiyor…

  • Almanya, kısa sürede robotik bir devrim yapmazsa veya dışarıdan göçü hızlandırmazsa ekonomiden güvenliğe her alanda büyük sıkıntılar kaçınılmaz olacak…

  • 2025 yılında Almanya'da 654.000 bebek doğdu... 1964'de bu rakam 1.360.000'di... Yani 62 yıl önce Almanya'da bugünkünden 2 misli daha fazla doğum oluyordu…

  • Geçen yıl, 2025 yılında Almanya'da ölen insan sayısı ise 1.010.000 kişi

  • Ölenlerden doğanları çıkardığımızda Almanya'nın 1 yılda net insan kaybı 352.000 kişi…

  • Başka bir deyişle, Almanya günde 1000 kişi, saatte ise yaklaşık 40 kişi azalıyor…

  • Yani göçleri saymazsak, Almanya geçen yıl tam 352.000 kişi azaldı... 10 yılda 3,5 milyon yapar…

  • Bu rakam 2. DS'ndan bu yana  bir yılda gözlenen en yüksek sayı…

  • Almanya, Avrupa'nın en kasvetli demografik yapılarından birine sahip; nüfusunun, 2050'ye kadar yaklaşık % 5 oranında azalması bekleniyor. Üstelik bu azalma daha da hızlanabilir…

  • Azalan nüfus, işgücünü de daraltıyor, ve zaten durgunlaşmış olan Alman ekonomisinin büyümesini yavaşlatıyor…

  • Nüfus azalması, hem çalışan sayısını azaltıyor hem de tüketici sayısını ve niteliğini…

  • Mesele sadece nüfus azalması da değil… Nüfus yaşlanması da büyük sorun… Nüfus aşağıdan yenilenmezken 60 yaş üstü nüfus hergeçen gün genişliyor…

  • Nüfus piramidi tersine dönüyor, piramit olmaktan çıkıyor…

  • Yakın zamanda pek çok şirket, vasıflı işgücü sıkıntısı konusunda uyarıda bulundu…

  • 2. DS sonrasında ortaya çıkan "bebek patlaması kuşağı" da emekli oluyor ve onların yerleri yeni kuşaklarca doldurulamıyor.

  • İşgücündeki düşüş, önümüzdeki yıllarda özellikle belirginleşecek, can yakıcı bir hal alacak…

  • Almanya'ya nitelikli/vasıflı işçi göçü azalırken, doğal yollarla nüfus artışı çoktan negatife dönmüş durumda.

  • Uzmanlar nüfus krizinin 2026 ve sonrasında Alman ekonomisini feci şekilde ısırmaya başlamasını bekliyorlar…

  • İşin doğrusu, son yıllarda Alman ekonomisi, pek çok yönden darbe yiyor…

  • Özel tüketimin cansızlığı, Çin'in Alman üreticiler için artan rekabeti nedeniyle hayal kırıklığı yaratan ihracat, ve tüm bunlar yetmezmiş gibi ABD Başkanı Donald Trump'ın astronomik gümrük vergileri büyümeyi olumsuz etkiledi.

  • Herkes, Alman ekonomisine vurmak için sıraya girmiş gibi…

  • 2022'den beri Ukrayna Savaşı'nın olumsuz etkilerine maruz kalan Almanya, bu yıl patlak veren İran Savaşı ve onun neden olduğu sorunlar nedeniyle başka bir sıkıntılı döneme daha girdi…

  • Ölüm seviyesindeki zirve ve doğumların dibi görmesi, Almanya'nın karşılaşacağı muazzam zorluklara işaret ediyor…

  • Bu zorluklar, bugüne kadar yeterince fark edilemedi; çünkü yüksek düzeyde seyreden göç ve göçmenlerin Almanya'da çocuk yapmaya devam etmesi, sorunları hafifletiyordu.

  • Yerli Almanların yapmadığı çocukları göçmen kökenliler yapıyordu, açık böylece kısmen de olsa kapanıyordu… Fakat orada da deniz bitti, artık göçmen kökenliler de eskisi kadar çocuk sahibi olmuyor…

  • Aynı şekilde, ortalama yaşın yükselmesi, yani yaşlanma da sorunun farkedilmesini zorlaştırdı… İnsanlar daha çok yaşayınca nüfus azalmıyor diye düşünüldü, bebek sayısındaki azalmanın aciliyeti fark edilemedi…

  • Ama artık deniz bitti, Almanya ölüyor ve ortada saklayacak bir şey kalmadı. Deniz bitti… Üstelik yaşlanma, bu ölümün birden ve daha ani olabileceğini gösteriyor…

  • Nüfus, piramidin tepelerinde şiştikçe ve piramidin altı daraldıkça bir an gelecek, ölümlerde patlama yaşanacak, doğumlar ise azalmaya devam edecek… Yani bugünler Almanya’nın nüfus açısından daha iyi günleri bile sayılabilir…

  • Alman DekaBank baş ekonomisti Ulrich Kater diyor ki "Yeni rekor düşük seviye, önümüzdeki on yıllarda karşılaşacağımız büyük zorlukların altını çiziyor... Geçmişten farklı olarak, artık, gerçek etkileri hissetmeye başlıyoruz."

  • Kater'a göre gerilmiş federal bütçe ve iflas etmek üzere olan sosyal yardım bütçeleri Almanya'yı zor tercihlere zorluyor…

  • Şu anda Almanya'da ortalama emekli maaşı 1300 avro civarında… 1000 avro, yani 50-55.000 lira civarında emekli maaşı olanlar bile var. Bu rakamlar Türkiye ile kıyaslandığında iyi görünse de Almanya standartları için çok küçük.

  • Almanya Başbakanı Merz, geçenlerde herkese çağrıda bulundu, "gelecekteki emekli maaşlarınıza güvenmeyin, özel emeklilik vs. yaptırın" dedi…

  • Merz'e göre emeklilik maaşları yakın bir gelecekte sadece çok temel sosyal güvenlik ihtiyaçlarını karşılayacak, maaş gibi olmayacak...  Çünkü deniz bitiyor… Çalışan nüfus eriyor, nüfus yaşlanıyor, ekonomi de yavaşlıyor... Gelecek kasvetli görünüyor…

  • Alman istatistik ofisinin modellemesine göre, 2035 yılına gelindiğinde, yani 9 yıl sonra Almanya'da yaşayan her 4 kişiden biri 67 yaş ve üzerinde olacak. 2050'de ise her 3 kişiden biri 67 yaş ve üzeri olacak.

  • Emekli sayısının artması, aktif çalışanların katkılarıyla finanse edilen emeklilik sistemi üzerindeki baskıyı artıracak…

  • Almanya genç sayısını artırmak zorunda. Eski Başbakan Merkel bunu çok iyi anlamıştı. Gençlere büyük destek verdi, ayrıca göç kapılarını sonuna kadar açtı.

  • Merkel politikaları sayesinde Almanya'da doğan bebek sayısı 2011-2021 arasında % 20 artışla 800.000'e ulaştı. Bu da yeterli değildi ama, kötüden iyiydi.

  • Ancak son 4 yıldır doğum sayıları tekrar düşüşe geçti... Kadınlar çocuk doğurmak istemiyor, erkekler maddi sorunlardan şikayetçi. Devlet evleneceklere ve çocuk sahibi olanlara durumu değiştirecek kadar destek olamıyor…

  • Aile ölüyor, evlilikler bitiyor, boşanmalar artıyor... Geleceğe dönük karamsarlık da had safhada. 4 yıldır devam eden Ukrayna Savaşı ve artan hayat maliyetleri insanları yıldırdı.

  • Almanya'da şu anda kadın başına düşen çocuk sayısı 1,35'e kadar düştü.

  • Bu sayı Leipzig gibi bazı Alman şehirlerinde 1,07'e düşüyor ki  bu, o toplumun eriyip gitmesi demek.

  • Göç olmasa, Almanya'nın nüfusu 50 yıl içinde yarı yarıya azalır ve işgücü de iflas eder… İşletmeler kapanır… Bunun tek istisnası robotlar ve makineleşme…

  • Almanya’nın acilen bir robotik devrime ihtiyacı var…

  • Çin, 1,5 milyara yaklaşan nüfusuna rağmen nüfus erimesi sorununu erken farketti ve deli gibi robotlaşmaya para ayırıyor.

  • Çin’in “karanlık fabrikalarında” ya hiç insan çalışmıyor ya da insan sayısı çok az…

  • Çin, önümüzdeki 50 yıl içinde nüfusunun yarı yarıya azalmasından ve geri kalan nüfusun da çok yaşlı olmasından korkuyor.

  • Bu, küresel bir salgın… Tıpkı Almanya gibi Avrupa Birliği ülkeleri de iyi durumda değil…

  • Avrupa Birliği genelinde demografik tablo oldukça dramatik bir seyir izliyor…

  • 2025 yılı verilerine göre AB ülkelerinde ölümler ile doğumlar arasındaki doğal nüfus değişimi negatif yönde…

  • 2025 yılı itibarıyla AB genelinde ölümler, doğumlardan yaklaşık 1,3 milyon daha fazla… Yani doğandan çok ölen var…

  • Yıllık doğumlar yaklaşık 3,5 milyon seviyesindeyken, ölümler 4,8 milyon seviyesine ulaşmış durumda…

  • Bu durum, AB nüfusunun "doğal" olarak her yıl yaklaşık bir Prag veya Brüksel şehri kadar eksildiği anlamına geliyor…

  • Açığı göçmenler kapatıyor… Yani göçmenler de olmasa Avrupa eridikçe eriyecek…

  • Göçmenler açığı kapatıyor görünse de işin doğrusu bunu pek de yapamıyorlar. Çünkü AB nüfusu hızla yaşlanıyor ve nüfus alttan tazelenmiyor…

  • İstatistiklere baktığınızda nüfus azalmıyor gibi görünüyor ama aşırı bir yaşlanma var. Bunun anlamı önümüzdeki 10 yıl için ölümler ile doğumlar arasındaki farkın 2 milyonu geçmesi bekleniyor. 2050’de AB nüfusu doğum-ölüm farkı nedeniyle her yıl 2,5-3 milyon eriyecek… Yani her yıl bir Arnavutluk nüfusu kadar azalacaklar…

  • Gelecek kasvetli görünüyor, farkındayım…

  • Bunları anlatma nedenimiz, kimseyi karamsarlığa sürüklemek değil elbette…

  • Amacımız hem dünyayı tanımak, hem de geleceği öngörerek insanları geleceğe hazırlamak. Bu hazırlık, hem maddi olabilir hem de psikolojik.

  • Bu arada Türkiye için de çıkarımlar yapmak istiyoruz. Çünkü Türkiye, pek çok konuda Avrupa’yı izliyor. Dolayısıyla Avrupa’nın yaşadığı pek çok sorun, yarın Türkiye’nin de yaşayacakları demek.

  • Nüfus konusunda ise Türkiye çoktan o potaya girdi…

  • Ölümler ile doğumlar arasındaki fark Türkiye’de hala pozitif. Yani ölenden çok doğan var. Ama bu yanıltıcı. Çünkü kadın başına çocuk sayısı tepetaklak. İniyor. Nüfusun hala artmasının nedeni bir göçler, iki yaşlanma…

  • Türkiye’de yaşam ortalaması hala tırmanışta. Şu anda ortalama ömür süresi 78 yaşın biraz üzerinde. Bu ortalama yükselmeye devam edecek, yani belki 10 yıl daha doğumlar ölümlerden fazla görünecek.

  • Ama dediğimiz gibi bu yanıltıcı. Çünkü doğumlar hızla azalıyor ve yaşlı sayısı astronomik şekilde artıyor…

  • "Türkiye, dışarıdan göçle bu açığı kapatır" diye düşünenler olsa da eninde sonunda bir robotik devrim de Türkiye’ye şart. Fabrikalar, işletmeler otonom hale gelmek zorunda…

  • Dünya değişiyor, sadece Almanya ve Avrupa değil, heryer değişiyor...

  • Azalan ve yaşlanan nüfus tüm dengeleri değiştirecek. Bildiğiniz iş hayatını, bildiğiniz üretimi, hatta bildiğiniz tüketim sistemini unutun.

  • Yeni dünyaya girmek üzereyiz, belki adımımız attık, ama hala geçmişin sisi gözlerimizin önündeki...


Prof. Dr. Sedat Laçiner, Güncel Yazılar 2 Mayıs 2026




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SERBEST TİCARET VE YATIRIM DÖNEMİ SONA ERDİ: ESKİ DÜZEN YIKILIYOR, YENİSİ ORTADA YOK

Donbas Neden Önemli? Ukrayna Savaşı'nda Neden Belirleyici

3. Dünya Savaşı mı Yaklaşıyor