İran, İsrail'i Sert Vurdu: 13 Ölü, Yüzlerce Yaralı. Trump, İran'a Ültimatom Verdi, Süre Doluyor
Prof. Dr. Sedat Laçiner, Güncel Yazılar
Bugün 22 Mart 2026... Savaşta 23. gündeyiz, yani 3 hafta bitti, 4. haftayız ve savaş hız geçmeden sürüyor.
İran "çetin ceviz" çıktı, akla gelmeyenler başlara geldi ve Ortadoğu’dan yükselen alevler büyüdükçe büyüyor.
Bugün de çok önemli gelişmeler oldu; birazdan bunları ele alacağız... İlk önce Trump’ın ültimatomu ile başlayalım.
Trump, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı 48 saat içinde yeniden açmaması halinde İran'ın enerji altyapısını, enerji santrallerini yok etmekle tehdit etti.
Trump, Cumartesi gece geç saatlerde yaptığı bir paylaşımda "Eğer İran" dedi, "bu andan itibaren 48 SAAT içinde Hürmüz Boğazı'nı TEHDİT ETMEDEN TAMAMEN AÇMAZSA, ABD, en büyüğünden başlayarak İran'ın ENERJİ SANTRALLERİNİ vurup yok edecektir!"
Trump, zik zak çizmeye devam ediyor... Bir gün bile geçmeden kendi sözleriyle çelişebiliyor...
ABD Başkanı, daha birkaç gün önce İran'ın enerji tesislerine saldırmayacaklarını söylemiş, İsrail'i de saldırmaması için uyarmıştı... O sözlerin üzerinden 36 saat bile geçmeden Trump, İran'daki enerji santrallerini yok etmekten bahsediyor...
Aynı şekilde, Trump Cuma gecesi İran'daki savaşı bitirmeyi düşündüğünü açıklamışken, o sözlerinin üzerinden 24 saat geçmeden bu sefer İran'a büyük saldırılardan bahsediyor... Donald Trump, Cuma günü İran'da tüm hedeflerine ulaştıklarını, İran'ın nükleer programını ve füze depolarını yok ettiklerini de iddia etmişti...
Trump, dürüstlüğüyle meşhur bir lider olmasa da son günlerdeki savrulmaları Trump için bile fazla... Peki neden böyle oluyor? Trump neden birkaç gün içinde kendisini yalanlar birden fazla açıklamayı arka arkaya yapıyor?
İlk sebep zorlanma; İsrail, Trump Yönetimini tuttu İran Savaşı’nın tam ortasında bıraktı…
Amerika bu savaşa esaslı bir hazırlık ve kapsamlı bir planla girmedi. ABD’nin İran Savaşı’ndaki hedefleri de belirsiz.
Trump basit düşündü; İran’ı bombalarız, mahvederiz, Molla Rejimi düşer, muhalifler iş başına geçer, biz de İran petrollerini Amerikan şirketlerine veririz, bu arada Trump’ın oğlu, damadı, eşi dostu ihalelerden komisyon vs alır ve bir savaş daha zaferle biter.
Evdeki hesap çarşıya uymadı… İran’ın ruhani liderini ve pek çok diğer liderini öldürdüler ama İran’da bir şey değişmedi... Vurdukları binlerce bina da İran’da rejimi sallayamada. Tam aksine Amerikan istihbarat raporlarına göre İran’da rejim konsolide oldu, güçlendi…
Ayrıca Trump ve Netanyahu’nun iddia ettiği gibi İran’In füzeleri ve iha’ları da bitmedi... Netanyahu’nun “İran’ın füze depolarını ve üretim tesislerini yok ettik” dediği günün akşamında İsrail’e hipersonik füzeler yağdı…
Kısacası, Trump’ın İran Savaşı’yla ilgili söylediklerinin büyük kısmı yanlış çıktı. İran’ın füze stokları hala güçlü ve nükleer program da yerin altında büyük oranda korunuyor olabilir. Aynı şekilde İran Rejimi de ayakta…
Bundan daha önemlisi İran, bu savaşa yıllardır hazırlıklıydı ve savaş anında yapacakları daha en başta belliydi.
İran, saldırıya uğraması halinde ilk olarak Hürmüz Boğazı’nı tıkayacağını savaştan çok önce ve defalarca söyledi. Bu Boğaz, dünya petrol arzının beşte birini sağlayan Basra Körfezinin çıkış kapısı ve Boğazın kuzeyi tamamen İran’ın elinde… Savaş başlayınca, herkesin bekleyeceği üzere İran kolayca Boğazı tıkadı. Bunu sadece Trump beklemiyordu…
Boğaz tıkanınca petrol fiyatları fırladı, 120 dolarları gördü…
Amerika İran’da 7.000’den fazla noktayı vurdu ama sadece havadan bombalayarak Hürmüz Boğazı’nı açamıyorsun, dolayısıyla yüzlerce tanker Basra Körfezi’nden çıkamıyor, yüzlerce tanker de Körfez’e giremiyor…
Burnundan kıl aldırmayan Trump bunun üzerine Avrupalılara döndü yardım istedi, “gelin Boğazı birlikte açalım” dedi. Hatta Trump, Japonya’dan, Güney Kore’den ve Çin’den bile yardım istedi. Bu ülkelerden hiçbiri yardım talebine olumlu cevap vermedi, bölgeye savaş gemisi gönderemeyeceklerini söylediler.
Trump kızdı, NATO üyelerine “korkaklar” dedi. Bağırdı çağırdı, “zaten bu NATO Böyle işe yaramaz” dedi…
Sonra Trump yine yardım istedi. “aslında Hürmüz Boğazını biz kullanmıyoruz” dedi, “Çin gelsin yardım etsin” dedi, Japonları göreve çağırdı vs…. Hatta Çin Hürmüz’ü açmak için yardıma gelmezse Pekin’e yapacağı ziyareti erteleyeceğini söyledi ve en az 1 ay erteledi de.
Trump kıvranıyor. Hürmüz’ü açmak için herkesi yardıma çağırıyor. Çünkü bu boğazı gemiyle uçakla açık tutmazsınız. Tutmaya çalışırsanız mutlaka zayiat verirsiniz, askerleriniz ölür. Üstelik Boğazda batırılacak birkaç tanker veya gemi Boğazı aylarca, yıllarca kapalı tutabilir…
İran, ikinci olarak saldırıya uğraması halinde Körfez’deki petrol ve gaz tesislerine saldıracağını, hatta petrol-gaz sahalarını ateşe vereceğini söylemişti, o sözünde de duruyor. ABD ve İsrail İran enerji altyapısına vurdukça İran da Arapların tesislerine saldırıyor… Ve bunu kimse durduramıyor. Zaten durduramaz da… Bir yerde gaz sahası varsa onu yakmak için bir tek kibrit yeterken saldırganı durdurmak için yüzlerce uçak ve gemi bile yetmez…
Başka bir deyişle, Hürmüz Boğazı’nı tıkayan İran, eş zamanlı olarak Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, BAE ve Bahreyn’in enerji tesislerine de saldırıyor… Katar’ın doğalgaz tesislerinde tamiratı aylarca, hatta yıllarca sürecek hasarlar oluştu bile…
Özetle, Amerika çıkmaza girdi… Trump bir yalvarıyor, bir tehdit ediyor. Ne yaptığını bilmez bir görüntü çiziyor. En son yine Çin’den yardım istiyordu.
Trump, Cumartesi verdiği ültümatomla kendisini bağlamış durumda. 48 saat içinde Boğaz açılmazsa İran’ın enerji santrallerini vurmaya başlayacaklarmış.
Buna göre ültimatom süresi Türkiye saatiyle 24 Mart Salı günü saat 02:44'te bitiyor. Yani Pazartesiyi Salıya bağlayan gece süre dolmuş oluyor: Eğer Trump sözünde durur ve İran enerji santrallarını vurmaya başlarsa bu durumda İran da Körfezdeki gaz ve petrol tesislerine daha büyük saldırılar düzenleyecek, ortalık daha bir karışacak, otomobillerimizin depoları daha pahalıya dolacak.
İRAN'IN İSRAİL'E SALDIRILARI
Bana en çok sorulan soruların başında bu geliyor: İran, İsrail’e zarar verebiliyor mu?
İran, 28 Şubat’tan bu yana İsrail’e 600’den fazla füze ve 2000’den fazla iha attı...
İran, Haziran ayındaki savaştan farklı olarak, elindeki tüm cephaneyi İsrail’e fırlatmıyor… İran şu ana kadar fırlattığı füze ve iha’ların yaklaşık olarak % 40’ını İsrail’e, geri kalanını ABD üslerini barındıran Arap ülkelerine fırlattı.
Peki bu füzeler İsrail’e zarar veriyor mu? Elbette veriyor.
İran, son 23 günde İsrail’e 3.000’den fazla füze ve iha gönderdi… İsrail’in hava savunma sistemleri Demir Kubbe ve Davut’un Sapanı gibi sistemler İsrail’e gelen cisimlerin % 90’ını havada imha ediyor. Bu oran zaman zaman değişiyor.
Fakat, havada parçalanan füzeler bile büyük bir gürültüye neden oluyor ve parçalar yerleşim yerlerine düşüyor, yangınlara neden olabiliyor…
Ayrıca etkisi düşük iha’lar bile İsrail’in hava savunma sistemlerini meşgul ediyor, yoruyor, sistemin verimini düşürüyor ve milyonlarca dolarlık masrafa yol açıyor.
Son haberlere göre İsrail’in hava savunma sistemlerinde mühimmat kritik düzeylere indi. Yani füzeler bitiyor…
İran saldırıları sonucunda İsrail’de binlerce binanın hasar aldığı söyleniyor ama bunların büyük kısmı hafif hasarlar. Cam kırıkları gibi. Kullanılamaz hale gelen bina sayısı yüzlerce.
İsrail’de ölü sayısı çok sınırlı kaldı. 2 gün önceye kadar İsraiL’de ölü sayısı 10-15 kişi olarak söyleniyordu. bazı kaynaklar bu sayıyı 20’ye çıkarsa da İran’daki binlerce ölümle kıyaslanamayacak kadar küçük.
İran’da yaralı sayısı ise 5.000 civarında, bunların da büyük kısmı hafif yaralanmalar veya korku-depresyon türü rahatsızlıklar.
İran füze ve iha’ları İsrail’deki askeri tesisleri de durduramadı, İsrail bu tesislerden İran’a saldırmaya devam etti.
Bu tabloya bakıp İran füze ve dronlarının etkisiz olduğunu söyleyebilirsiniz. Ama öyle değil. Havada patlayan yaklaşık 3.000 cisim ve onları durdurmak için fırlatılan karşı füzeler İsrail semalarının haftalardır savaş alanına çevirdi.
Düşünsenize tepenizde sürekli bir şeyler patlıyor. İsrail halkının sinirleri yıprandı. Ve bu durumun daha aylarca sürebileceğini düşünüyorlar. İsrail küçük bir ülke ve gerilim her yere çökmüş durumda… Her an üzerlerine bir füze veya iha parçası düşeceğini sanıyorlar. Saatlerce sığınaklarda bekliyorlar. Gerilim çok yüksek.
İkinci olarak hasar az değil... Arabalar, evler kullanılamaz hale geliyor… Savunma sistemleri çok para yiyor ve ekonomide kayıp iş günü sayısı artıyor.
Hepsinden önemlisi İran’ın elinde çok kuvvetli füzeler olduğu yönünde şüpheler artıyor.
Savaş başlarken Devrim Muhafızları komutanlarından biri, “Amerika’nın bilmediği bazı gizli silahlarımız var, onları henüz ortaya çıkarmadık” demişti.
Bunu blöf sananlar yanıldı. İran savaş ilerledikçe sürpriz füzelerle karşımıza çıkıyor. Önce misket bombası benzeri bir füze fırlattılar. Füze, hedefe yaklaşınca başlığı çok sayıda parçaya dönüşüyor ve hava savunma sistemlerini bu sayede aşıyor. Verdiği zarar da çok yüksek oluyor.
İran, dün ve önceki gün ise İsrail’i adeta şoke etti… Bambaşka silahlarla sahneye çıktılar…
Çok sayıda iha eşliğinde gelen hipersonik füzelerden bazıları hedefe yaklaşırken ani rota değişiklikleri yaptı ve İsrail hava savunma sistemlerini rahatça deldiler…
Savaşın 21. ve 22. günleri İsrail için en yoğun hava saldırısına uğradıkları günler oldu…
İran füzeleri ilk kez İsrail savunmasını bu kadar rahat geçti ve muazzam zararlar verdi.
Cumartesi günü yaşanan İran saldırılarında en az 12 mişi öldü. Bunların 9’unun sivil, 3’ünün ise asker olduğu öğrenildi. Bunlar İsrail resmi verileri. Belki de ölü sayısı çok daha fazla…
Yaralı sayısı 300’den fazla… Onlarca İsrailli ağır yaralandı…
En büyük can kaybı Hayfa’nın varoşlarında ve Aşdod liman bölgesinde yaşandı…
İsrail’in enerji altyapısı da vuruldu… Kuzeyde 2 trafo merkezi hasar aldı, Hayfa ve Akka’da 6 saatlik elektrik kesintileri oldu…
Ben Gurion Uluslararası Havaalanı da saldırılar nedeniyle kapandı, havaalanında düşen bazı parçalar nedeniyle küçük çaplı yangın çıktı…
İran füzeleri kuzeyde Nevatim askeri hava üssünü ve bir isytihbarat merkezini de hedef aldı…
Nevatim Üssü hala çalışmaya devam ediyor ama hasar olduğu söyleniyor…
İsrail için en büyük şok ise Dimona’da ve Arad’da yaşandı.
İran füzeleri ve iha’ları İsrail nükleer tesislerini hedef aldı… İsrail’in yüzlerce nükleer başlığı olduğu biliniyor. Ama Amerika, İsrail’i görmezden gelirken İran’ı nükleer hevesleri nedeniyle cezalandırıyor…
Dimona’da tesisin kuzeyinde 2 idari binanın hasar gördüğü, depolama alanında da yangın çıktığı söyleniyor… Tesis etrafındaki güvenlik duvarları da füze çarpması nedeniyle yıkılmış durumda.
İsrail’in nükleer tesisinde şu an için radyoaktif sızıntı olmadığı söyleniyor. Fakat daha güçlü füzelerin tesise daha ölümcül zararlar vermesi mümkün…
Bu bölgede Arad’da 10’dan fazla apartman bloğu hasar gördü… Dimona’da onlarca araç, daire ve dükkan kullanılamaz hale geldi… Su ve elektrik hatları da çöktü…
İşin ilginç yanı Dimona, İsrail’de belki de en sıkı korunan, hava savunma sistemlerinin en güçlü olduğu yer… Yani Demir Kubbe’nin belki de en kuvvetli yerinden bahsediyoruz.
Buna rağmen İran füzeleri hedefi neredeyse tam isabet vurmayı başardı.
Bir diğer önemli nokta, saldırılarda hava savunma sisteminin en önemli unsurlarından biri olan Patriot ve Arrow bataryalarından biri de vuruldu. Bu darbeyle 3 İsrail askeri olay yerinde öldü…
İran, İsrail’in savunma sistemlerini öğreniyor; dronlarla sistemi meşgul ediyor, akıllı ve güçlü füzelerle hedefi vuruyor. Dimona bölgesinde 4 füze sistemi deldi ve yere inmeyi başardı.
İsrailli analistlerin korkusu İran’ın önümüzdeki günlerde bu tür saldırıları artırması, hatta daha sert vurması.
İran, Cumartesi günü yaptıkları 10 gün daha yapabilse İsrail’i felç edebilir…
HİZBULLAH VE LÜBNAN KARTI
İran’ın son birkaç haftadır devreye soktuğu bir diğer taktik ise Hizbullah’ı daha çok devreye sokmak. Hizbullah, Lübnan topraklarında İsrail askerleriyle hem karada savaşıyor hem de roket, kısa menzilli füze ve iha’larla İsrail’in sınır bölgelerini vuruyor.
Hizbullah, Cumartesi günü, kuzey İsrail'e çok sayıda roket fırlattı… Bu saldırılarda en az 2 asker 5 de sivil İsrailli yaralandı…
Pazar günü sabah saatlerinde ise Misgav Am yakınında gerçekleşen Hizbullah’ın roket saldırısında bir araç vuruldu, 1 İsrailli öldü, 1 kişi yaralandı ve 2 araç da yandı…
Böylece Lübnan-İsrail Savaşının başından beri ilk kez bir İsrailli ölmüş oldu. 2 günde yaralı İsrailli sayısı ise 10’u aşıyor…
SONUÇ
Özetleyecek olur isek İran elindeki tüm silahları ve kartları masaya sürmüş değil. Bir sonraki adım belli, ama o adımlar ABD’nin tavrına bağlı olacak…
Eğer Trump, İran’ın enerji tesislerini vuracak olur ise İran Körfez’deki enerji tesislerini ve su tesislerini vuracak.
Su tesislerinden fazla bahsetmedik ama su da önemli Suudi Arabistan’da gündelik su ihtiyacının yarıdan fazlası denizden arıtılan suyla karşılanıyor.
Eğer İran biraz daha sıkışırsa Körfezdeki tüm gaz ve petrol sahalarını da yakar. Yangın yıllarca sürer ve Körfez petrollerinin yeniden piyasaya çıkması belki 5 yılı bulur.
Eğer Suudi Arabistan, Basra Körfezini Doğu-Batı Boru Hattıyla by-pass etmeye çalışırsa bu kez de Yemen’deki Husiler devreye girer ve Kızıldeniz’de gemi avı başlar.
İran füzelerinin Kızıldeniz çevresindeki tesisleri vurma ihtimali de yükske.
Bu arada hatırlatalım, ABD Ordusu, İran’a saldırılarını Körfez ülkelerinden açıktan yapmak için izin istiyor. SA’nın bu talebe sıcak baktığı ve Amerikan uçaklarının Taif üssünden İran’a saldırabileceği söyleniyor.
Eğer böyle olursa İran herşeyi yakabilir...
Son olarak, eğer İran’ın elinde bilmediğimiz özelliklerde ve sayıda güçlü füzeler varsa İsrail’in bu işten çok büyük zararla çıkma ihtimali de yüksek.
Trump, bir yandan bu savaştan en aaz zararla çıkmanın yollarını arıyor. Diğer taraftan her ihtimale karşı bölgeye asker yığmaya devam ediyorlar.
Mantık diyor ki bırak savaşı, geri çekil. Ama Trump’ın çevresindeki teo-politik akıl Trump Amerikasını bataklığa çekiyor. Bir süre sonra Amerika istese de istemese de savaşın derinliklerine çekilebilir…
Prof. Dr. Sedat Laçiner, Güncel Yazılar,
22 Mart 2023
.jpg)
.jpg)
Yorumlar
Yorum Gönder