ABD, Avrupa'yı Terk Ediyor: Herkes Kendi Başına... NATO Bitiyor... Çin'le Savaş Yok, Şimdilik...

Sedat Laçiner

Ulusal Strateji Planından sonra Amerika'nın Ulusal Savunma Stratejisi de geçtiğimiz Cuma günü yayımlandı… Amerikanın gelecek plan ve politikaları için bir rehber özelliği taşıyan bu belge, gerçekten çok önemli.

Yeni plan, Trump’ı yakından takip edenler için sürpriz olmadı belki ama planda, ona hala alışamayanlar için çok büyük sürprizler var…

Detaylara birazdan geçeceğiz, önemli başlıklar şöyle: Amerika, Avrupa’yı tamamen yüzüstü bırakıyor… Avrupalılar, Rusya karşısında artık yapayalnızlar

Aynısı Pasifik'teki ABD müttefikleri için de geçerli: Çin, Rusya ve Kuzey Kore karşısında onlar da yapayalnız kaldı…

Pentagon'un yeni Ulusal Savunma Stratejisine göre ABD; Avrupa, Pasifik ve diğer coğrafyalardaki müttefiklerine "daha sınırlı" destek sunacak. Tabi siz buna “destek” derseniz…

Eğer Trump Yönetimi, bu plana uygun davranırsa tüm dünya siyaseti köklerinden sallanacak ve radikal bir şekilde değişecek…

ABD Savaş Bakanlığı, Amerika’nın güvenlik önceliklerinde çok önemli bir değişiklik yaptı… Artık birinci öncelik Çin veya bir başkası değil, ABD anavatanının korunması ve güçlendirilmesi, ve Batı Yarımküre'nin güvenliğinin sağlanması herşeyden daha önemli hale getirildi… Yani Amerika’yı diğer coğrafyalarda daha az göreceğiz. Daha çok Batı Yarımkürede olacaklar… Bunun istisnası İsrail ve Ortadoğu olacak gibi görünüyor…

4 yılda bir yayınlanan stratejinin eski versiyonlarında Amerika'ya “1 nolu tehdit” Çin olarak sayılıyordu. Yeni belgede ise Çin ile ilişkilere artık "çatışma değil, güç yoluyla yaklaşılacağı” belirtiliyor… Yani güç gösterisi ile, korkutarak sonuç alma denenecek. Ama sıcak çatışmaya girilmeyecek…

Yeni savunma stratejisi, Rusya ve Kuzey Kore'nin oluşturduğu tehditlere karşı da müttefiklerden daha fazla "yük paylaşımı" bekliyor, ABD'nin artık eskisi gibi bu ülkelere karşı pahalı, yüklü yığınak yapmayacağını söylüyor… Yani Japonya, Tayvan, Güney Kore, Filipinler ve Avrupa için haberler kötü…

Yeni savunma strateji belgesi, Başkan Donald Trump'ın son zamanlarda yaptığı "yük paylaşımı" çağrılarını teyid ediyor…

34 sayfalık yeni Ulusal Savunma Stratejisi planı, geçen yılın son aylarında yayımlanan Ulusal Güvenlik Strateji belgesinin ardından geldi ve iki belge de birbiriyle uyumlu… Amerika’nın yeni dış ve güvenlik politikalarını anlamak için, iki belgeyi birlikte okumakta büyük fayda var…

İlk belgede Avrupa medeniyetinin çöküşte olduğu söyleniyor ve güç dengesinde Avrupa'nın düşüşüne işaret ediliyordu… Yine ilk belgede Rusya için bir düşmandan veya bir tehditten ziyade uzlaşılabilecek, hatta partner (ortak) olunabilecek bir ülke olarak söz ediliyordu…

Gerçekten şu günlerde, klasik Amerikan dış politikasından olağanüstü bir sapma yaşanıyor…

Amerika, Rusya’yı  en son 2. Dünya Savaşı’nın kısa bir döneminde bir partner olarak görmüştü ve bu anlayış savaşın hemen ardından değişmiş ve bir süre sonra düşmanlığa dönmüştü.

İlk belge yayımlandığında Moskova, belgenin kendi vizyonuyla "büyük ölçüde tutarlı" olduğunu söylemiş, Amerikan politikalarındaki değişimi memnuniyetle karşılamıştı… Kısacası Putin için Trump tam bir nimet…

2018 yılında yayımlanan eski Ulusal Savunma Strateji belgesinde Pentagon, Çin ve Rusya’yı "revizyonist güçler" diye adlandırdı ve ABD güvenliğine  "en güçlü, merkezi bir meydan okuma" ve tehdit olarak saydı…

Yani Trump’a kadar Çin öncelikli tehdit idi ve Amerika’nın baş düşmanıydı ve Rusya da Amerika için başka bir düşmandı…

Trump öncesinde ABD, Çin ile Rusya’yı “revizyonist devletler” yani mevcut sınırları değiştirmeye çalışan devletler olarak görüyordu.

Yeni strateji ise Amerika'nın büyük güçlerle, yani Çin ve Rusya'yla doğrudan bir çatışmaya niyetli olmadığını, Avrupa ve Pasifik'e daha fazla asker veya silah yollamayacağını söylüyor. Bunun yerine ısrarla, ABD'nin müttefiklerinin daha fazla asker ve silah yatırımı yapması isteniyor…

Yani yeni dönemde Washington, Amerika'dan yardım bekleyen müttefiklerine yardım etmek yerine müttefiklerinden yardım bekliyor... Bu, çok büyük bir değişiklik…

Belge, Amerika'nın izolasyonculuğa kaydığı iddialarını kabul etmiyor, tam aksine "Amerikan ulusunun karşı karşıya olduğu tehditlere odaklanmış ve gerçekten stratejik bir yaklaşım"dan bahsediyor.

Yani Amerika, yeni dönemde sınırlarının içine hapsolmayacak, aksine faal olacak, bol miktarda dış müdahalede bulunacak ama bunları daha çok Batı Yarımkürede yapacak ve Rusya ve Çin ile çatışmayacak…

Yeni Ulusal Savunma Strateji belgesi, Washington'ın uzun yıllar boyunca Amerikalıların çıkarlarını ihmal ettiğini, bunun yerine dünyanın geri kalanının sorunlarıyla ilgilendiğini, ama bundan sonra durumun böyle olmayacağını söylüyor…

Yeni belgede, Washington Yönetimi, dünyanın öbür ucundaki insanların çıkarlarını Amerikalıların çıkarları yerine koymayacağını vurguluyor. Yani, "herkes kendi başının çaresine baksın, biz öyle yapacağız" denmek isteniyor.

Belge, ABD'nin çok değiştiğini, yeni politikanın eskisi ile kıyaslanamayacak kadar farklı olduğunu savunuyor... Buna göre ABD artık “ütopik idealizm”den vazgeçti ve “inatçı gerçekçiliğe” döndü.

Belge, özellikle Avrupa hakkında, "yeni dönemde bizim için daha az önemde, ama onlar için çok daha şiddetli tehditler için öncülük yapmaları gerekecek" diyor… Başka bir deyişle Avrupa, Rusya'ya karşı Amerikasız ama, çok daha güçlü bir liderlik yapmak zorunda, daha fazla sorumluluk almak zorunda… Yani Avrupa artık Rusya'ya karşı yapayalnız… Hiç şüphesiz bu durum bizi de yakından ilgilendiriyor…

Bu arada yeni Ulusal Savunma Strateji belgesinde Rusya'nın Ukrayna'da başlattığı işgal girişimi için, "NATO'nun doğu üyeleri için kalıcı, kararlı ama yönetilebilir bir konu" ifadesi kullanılıyor... Belgede "NATO'nun doğu üyeleri için" denmesi de ilginç, çünkü bu cümlede NATO'yu bölen bir anlayış var; tehdit ya NATO'ya dönüktür ya da değildir. Eskiden anlayış buydu… Trump için ise NATO daha az bütün bir örgüt… Yani NATO’nun 5. maddesinin hala fiilen yürürlükte olduğunu düşünmek zor…

Trump, geçen haftaki Davos zirvesinde NATO'yu ve üyelerini aşağılamış ve NATO'nun ABD'ye hiçbir faydasının olmadığını söylemişti… Trump,"NATO'dan hiçbir şey almadık, hep verdik" derken, "onlar ne zaman yardıma ihtiyaç duysalar biz orada oluruz, ama bizim yardıma ihtiyacımız olsa onların geleceklerinden emin değilim" diyerek NATO’nun sadakatini ve liyakatini sorgulamıştı…

Trump ayrıca, ABD'nin NATO masraflarının neredeyse % 100'ünü ödediğini iddia etti ve NATO üyelerinin Afganistan'da ABD'ye destek olmadığını, bilerek cephe gerisinde kaldığını vs. söyledi ki söylediklerinin büyük bir kısmı yanlıştı… Trump’ın NATO’yu sevmediğini ve Amerika’yı NATO’dan çıkarmak istediğini uzun süredir biliyoruz…

Asya Pasifik bölgesine dönecek olur isek, eski belgeden farklı olarak, yeni belgede Tayvan'ın adı bile geçmiyor... Belgenin bir yerinde sadece "Çin dahil herhangi birinin bize veya müttefiklerimize hükmetmesini engellemeyi amaçlıyoruz" deniyor… Ama Çin, Tayvan’ı yutarsa veya Japonya’ya saldırırsa ABD savaşa gireceğini ima bile etmiyor…

ABD, geçen yıl Tayvan'a 11 milyar dolar değerinde yüklü miktarda bir silah satışı yaptığını duyurdu ve bu da Çin'i delirtmişti… Yani ABD, gelecekte Tayvan savunmasında daha az olacak, ama Tayvan'a silah satmaya devam edecek…

Yeni belgede Kuzey Kore'ye karşı da ABD'nin daha fazla rol oynamasından bahis yok, ama bu konuda Güney Kore'nin birincil sorumluluğu alabilecek kapasitede olduğu söyleniyor… Dolayısıyla Kuzey Kore'ye karşı asker ve silah Güney Kore'den gelecek, Amerika bunun için bol miktarda silah satacak, para kazanacak… Nitekim Amerika, Seul'ün nükleer enerjili denizaltı alımına destek oluyor.

Ulusal Savunma Stratejisi, Amerika’ya cephe gerisinde akıl veren ve silah satan bir rol biçiyor… ABD, müttefiklerini düşmanlarıyla başbaşa bırakarak bir anlamda silah satışlarını da artırmayı umuyor…

Yeni Ulusal Savunma Strateji belgesi, ABD'nin Panama Kanalı, Amerika Körfezi (eski adıyla Meksika Körfezi) ve Grönland'a askeri ve ticari erişimini garanti ediyor, yani "buralarda ihtiyaç halinde” her türlü askeri operasyona da yeşil ışık yakıyor…

Son olarak, Orta Doğu’ya baktığımızda bu bölgenin yeni belgede bir çeşit istisna olarak kaldığı anlaşılıyor… Bunun nedeni ise İsrail, kimilerine göre petrol de bir neden… Daha önceki belgelere göre Ortadoğu, petrol kaynakları ve kıymetli coğrafi konumu nedeniyle diğer büyük güçlerin eline geçmemesi gereken bir yer olarak görülürdü…

Yeni belgede ise herşey İsrail merkezli... Yeni Ulusal Savunma Stratejisi, İsrail'i model, yani örnek bir müttefik olarak gösteriyor ve Ortadoğu bölgesinde de "güç yoluyla barış"ı savunuyor... Bunun anlamı rakiplerini ve düşmanlarını acı gücünle öyle bir ez ki sana itiraz edemesinler...

Trump öncesinde ABD; Ortadoğu'da denge politikası izliyor görünürdü. Ama yeni belgede ABD’nin Ortadoğu politikası tamamen “İsrail merkezi” bir konumda ve herşey buna göre ayarlanacak.

Belgede, İsrail'in, diğer müttefiklerden farklı olarak, kendisini savunmak için ABD'ye güvenmediği, kendisini kendi başına zaten koruduğu, bu nedenle Amerika’dan açık bir desteği hak ettiği söyleniyor. Bu da hakikatle çelişiyor, çünkü İsrail savunmasının büyük kısmı ABD'den gelen hibe ve yardımlardan oluşur…

Özetle, Amerika Ortadoğu’ya baktığında tek hakiki dost görüyor ve o da İsrail…

Tüm bu anlattıklarımızı tahlil edecek olur isek; Amerika, zorunlu haller dışında sıcak çatışmalardan kaçınmak istiyor… Bilhassa Çin ve Rusya ile asla çatışmak istemiyor… Batı Yarımkürede, yani Grönland’dan, Kanada’dan Brezilya’ya, Güney Kutbuna kadar Amerika çok aktif olacak… Vay Latin Amerika’nın ve Kanada’nın haline… Trump’ın dostu ve komşusu olmak düşmanı olmaktan çok daha zor… Ama Trump, buralarda bile sıcak çatışmadan ziyade acı bir güçle rakiplerini korkutmak, tehdit etmek, ve böylece sonuç almak istiyor…

Amerika, Avrupa’da ve Hint-Pasifik’te, ister istemez geniş bir vakum alanı bırakacak, göletler gibi güç boşlukları oluşacak… İşte bu boşlukları bölgesel ve diğer küresel güçler doldurmak isteyecek. Avrupa’da Almanya elini çabuk tutmak zorunda. Çin Denizi’nde ise Japonya ve Güney Kore hızla silahlanmak, alan kapmak zorunda. Japonya’nın yeni başbakanı bu konuda çok istekli görünüyor. Bunun için Çin’e bile kafa tutan milliyetçi başbakan bayan Takaichi, erken seçim kararı aldı. Daha güçlü bir hükümetle, adeta savaş kabinesi kurmak istiyor başbakan…

Takaichi’nin asıl derdi ise nükleer güç olmak. Sivil amaçlı nükleer teknolojiye sahip olan Japonya kısa sürede nükleer silahlara sahip olabilir…

Alman Şansölyesi Merz de sert konuşuyor. Sözlerinin içini doldurabilir mi, bunu ise bilemiyoruz. Eğer Almanya Rusya karşısında kıtanın koruyucusu olacaksa hızla en az 300 bin kişilik konvansiyonel bir ordu kurmak zorunda. Silahllanmak ve olası bir savaşa hazırlanmak zorunda. Ama en önemlisi Almanya da nükleer olmak zorunda.

Meselenin Türkiye’ye bakan kısmına gelecek olur isek; Amerika’nın bölgeden çekilmesi veya güç kullanımında şekil değişikliğine gitmesi Türkiye’yi saran alt bölgelerde, örneğin Balkanlar’da, Ege’de, Karadeniz’de, Kafkasya’da, Orta Doğu’da, Akdeniz’de vs yayılmacı güçleri heveslendirebilir. Veya herkesin silahlandığı ortamda istenmeden çatışmalar çıkabilir.


Sedat Laçiner, Güncel Yazılar, 27 Ocak 2026

https://youtu.be/hDSC8R6U50s?si=5BXoLqWGvhzwqMkV

ABD, Avrupa'yı Terk Ediyor: Herkes Kendi Başına... NATO Bitiyor... Çin'le Savaş Yok, Şimdilik...













Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İran ve Rusya: İnsansız Hava Araçlarıyla Gelen Dostluk

Trump and Putin’s Growing Alliance Raises Global Concerns

SERBEST TİCARET VE YATIRIM DÖNEMİ SONA ERDİ: ESKİ DÜZEN YIKILIYOR, YENİSİ ORTADA YOK